Türkiye, 1 Ağustos'tan itibaren NATO Genel Sekreteri görevini yürütecek olan Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in NATO'nun başına geçmesine koşul olarak ROJ TV'nin kapatılması talebini öne sürmüştü.
Danimarka savcısından Roj TV açıklaması
Danimarka'da yargı yetlileri, Türkiye'nin NATO'da tehdit aracı olarak kullandığı Roj TV davası için siyasi baskının söz konusu olamayacağını belirterek, 'Soruşturma bizim yetkimizdedir, kararı verecek olan biziz' dedi.
Türkiye, 1 Ağustos'tan itibaren NATO Genel Sekreteri görevini yürütecek olan Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in NATO'nun başına geçmesine koşul olarak ROJ TV'nin kapatılması talebini öne sürmüştü. Türkiye'nin bu talebi NATO'nun 60. kuruluş yıldönümü zirvesinde krize dönüştü. Türkiye'nin vetosunu kaldırmasıyla 4 Nisan Cumartesi günü Rasmussen NATO Genel Sekreteri oldu. Roj TV, 2003 yılında Danimarka Radyo ve Televizyon Konseyi'nden aldığı onayla yayın hayatına başladı. Ancak Türkiye, Kopenhag'daki Büyükelçiliği üzerinden defalarca şikâyette bulanarak Kürt televizyonu Roj TV'nin kapatılmasını istedi. Konu ABD ve AB ile ilişkilerde sürekli bir şantaj aracı olarak da gündemde yer aldı. Türkiye'nin girişimleri sonucu 2005 yılında Roj TV'ye karşı soruşturma başlatıldı ve Danimarka savcısına göre soruşturma halen devam ediyor. AFP'ye konuşan savcı Liselotte Nilas, soruşturma üzerine siyasi baskının söz konusu olamayacağı söyledi. Bu yönlü baskı olup olmadığına ilişkin Nilas, 'Açıkça, cevap hayırdır. Soruşturma bizim yetkimizdedir, kararı verecek olan biziz' dedi.
Roj TV yönetiminden tepki
Yasaklama talepleri Danimarka Radyo ve Televizyon Konseyi tarafından üç kez reddedildi. AFP'ye konuya ilişkin açıklamada bulunan Roj TV Müdürü İmdat Yılmaz, 'Türkiye istediği için kapatmayacağız, Danimarka'da karar veren Türkiye değildir. Basın ve ifade özgürlüklerine saygı duyan demokratik ülkelerde yaşıyoruz. Türkiye'deki gibi olamaz, sevilmediği için bir radyo veya televizyon kanalı kapatılamaz' dedi.
PKK ile ilişkileri olmadığını ifade eden İmdat Yılmaz, günün 24 saati yayın yaptıklarını, yayınlarında siyasi tartışmalar, kültürel programlar ve çocuk programları olduğunu kaydetti. Yılmaz, yılda 4 ila 5 milyon euro bütçelerinin olduğunu ve bunun da yurt dışındaki Kürt halkı, Kürt şirketleri ve toplulukları tarafından finanse edildiğini vurguladı.
DİHA
|