Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Taraflar mevzide
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Evetçiler
Hasan Bildirici
Aydın Dere
AKP ve PKK
Aydın Dere
      
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.
   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   RÖPORTAJ


www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 81

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 
Kürtler ilk kez faydalanıyor
Posted on Pazartesi, 08. Haziran 2009
Topic: Ekonomi
Federal Kürdistan Hükümeti Kültür Bakanı Felaketin Kakai, Türkiye ile yapılan petrol antlaşmasının önemine dikkat çekerek, bu adımın ileride kalıcılaşmasını ve ticaretin yanında Kürtlerle sanat, kültür vb alanlarda ilişkilerin geliştirilmesinin istediklerini söyledi. Bu anlaşmayla Türk ve Irak devletinin kazancının daha fazla olacağı söyleyen Kakai, 'Stratejik olarak yaklaşırsak bu anlaşma zararımızadır. Ancak tarihte ilk defa Kürdistan'daki petrolden Kürtlerde faydalanıyorlar' diye konuştu.

İlk defa Kürdistan'daki petrolden Kürtler de faydalanıyor

Federal Kürdistan Hükümeti Başkan Yardımcısı İmad Ahmet'in Hewlati gazetesine vermiş olduğu demeçte 'Peşmergelilerle PJAK'lılar arasında çatışma çıkabilir' sözleri ile Türkiye'nin Federal Kürdistan Hükümeti ile yaptığı petrol antlaşmasına ilişkin Federal Kürdistan Hükümeti Kültür Bakanı Felaketin Kakai görüşlerini DİHA'ya açıkladı. Kürtlerin yaşadığı her bölgede sorunların yaşandığını belirten Kakai, 'Güney Kürdistanlı güçler olarak Kürt sorununa şu şekilde bakmamız gerekiyor; Dört parçada yaşanan bir Kürt sorunu vardır ve yaşanan sorun ortaktır. Her parçada ki halkımızın bu sorunun çözümü için imkânlarının el verdiği ölçüde, kendine özgü yöntem ve duruşlarıyla mücadele etme hakkı vardır. Bir parça sorunun çözümünü federasyon, diğer parça kültürel, otonom hakkı bir başka parça ise eğitim hakkı ile sınırlı bir çözümü benimseyebilir. Kısacası parçalarda ki halkımız mücadele yöntemi açısında özgür olmalıdır' dedi. Kürtlerin bulunduğu yerlerde mücadele etme haklarının olduğunu ifade eden Kakai, 'Bir parça gücü silahlı mücadeleye yetiyor ve bu yöntemi benimsiyorsa onu yapar, bir diğer parça örneğin Suriye parçası silahlı mücadele için koşulları uygun değilse demokratik siyasal mücadele yolunu seçer o o parçada ki siyasi iradenin tercihidir. Önemli olan bu konuda mücadele etmeleridir' diye konuştu.

Peşmergeler sorunun bilincindedirler

Federal Kürdistan Bölgesi ile İran sınırında bir hareketliliğin söz konusu olduğunu kaydeden Kakai, peşmerge güçleri ile
PJAK
'lılar arasında bir çatışma çıkacağına inanmadıklarını kaydetti. Kakai, şunları dile getirdi:

'Çünkü çatışmaya dönüşecek hiçbir sebep yok.
PJAK'ın Güney Kürdistan için hiçbir zararı yoktur. PJAK'ın İran devletiyle sorunu vardır. Artı İran devletine ne kadar eziyet vermiş ya da vermemiş bizim işimiz değildir. Onu İran devleti bilir. Sadece peşmergeler değil Güney Kürdistanlı hiçbir siyasi parti buna onay vermez. Aynı zamanda peşmerge güçleri eskisi gibi değiller sorunun bilincindedirler. Yetkililer peşmerge güçlerine PJAK
gerillalarıyla savaş talimatı verseler bile hiçbir peşmergenin savaşacağına inanmıyorum. İki üç yıldır peşmerge güçleri gerilla güçleriyle savaşacaklar diyorlar. Hayır, peşmerge güçleri hiçbir zaman gerilla ile savaşmaz.'

'Sorun diplomatik'

Bu durumun İran ile Irak arasında yaşanan diplomatik bir sorun olduğunu kaydeden Kakai, 'İran çok sorunlu bir ülke. Kendi sorunlarını çözemediği için sorunun Güney Kürdistan'dan ya da
PJAK'tan kaynaklandığını iddia ediyor. Bilindiği gibi İran'da seçimler var. Bu seçimlerde değişim olma ihtimali yüksektir. Bu seçimlerde kanatime göre Mir Hüseyin Musevi'nin kazanma ihtimali daha yüksek. Kendisini yakinen tanırım etnik soruna yaklaşımı iyidir. Kazanırsa İran devletinin Beluc, Azeri, Arap ve Kürtler yönelik politikasında bazı değişimler olma ihtimali yüksektir' diye konuştu. İran'da bir değişim olduğunu ve bundan dolayı PJAK sorununu gündemde tuttuğunu ifade eden Kakai, 'Bu konuda biz Güneyli siyasetçilerde PJAK'ı bir sorun olarak görüp 'PJAK ile peşmerge güçleri arasında çatışma çıkabilir' demekten ziyade yarın İran'da koşullar değiştiğinde sınırda ki bir PJAK gerillasının Güney Kürdistan için faydası daha büyük olabilir. Koşullar değiştiğinde İran'da siyaset imkânı doğduğunda PJAK
'ta mücadelesini siyasi yollardan yürütebilir' diye belirtti.

'Kendini satmış bazı gruplar olabilir'

Irak, İran ve Türkiye'nin Federal Kürdistan Bölgesi güçlerine
PKK ve PJAK
'lılarla çatışması için bir çok defa baskı uyguladığını söyleyen Kakai, şunları kaydetti:

'Fakat bu güne kadar başarılı olmamışlardır. Çünkü biz her şeyden önce bu güçlere 'Önce diyalog ve barış yolunu deneyin.Siz 25 yıldır savaşıyorsunuz bu konuda ne sorunu çözebildiniz nede bir şey elde ettiniz' diyoruz. Mademki sorun diyalog yolu ile çözülebilir o zaman savaşta ısrar etmenin gereği yoktur. Peşmerge güçlerinin
PJAK ile çatışacağına inanmıyorum. Bir ihtimal kendini para ile satmış bazı kimseler ya da küçük gruplar olursa ona bir şey diyemem. Çünkü biz dağda iken bize karşı bu tür yöntemler çok kullanıldı. Bu konularda da dikkatli olmamız gerekiyor. Güney Kürdistan'da şimdiye kadar PJAK
'a karşıttı bir siyasetimiz olmamıştır olmazda.'

'Petrol anlaşmasında önemli olan siyasi iradeydi'

Türkiye ile yapılan petrol anlaşmasına ilişkin olarak Kakai, 'Herşeyden önce siyasi irade önemli. Birçok kesim Kürtlerin kendi petrollerini ihraç etmesine karşıydı. Irak devleti içinde, bazı Arap siyasetçileri, Türkiye devleti hatta Güney Kürdistanlı bazı Kürtler bile buna karşıydılar. Önemli olan Kürtlerin kendi petrollerini ihraç etmesinde kararlı olmalarıydı. Petrolü ihraç edebilmek için ekonomik ve siyasi olarak bağımsız olmak gerekiyordu. Bu her iki durumda da Kürtler bağımsız değillerdir. Yine önemli olan diğer bir nokta ise ekonomik ve siyasi olarak bağımsız olmayan Federal Kürdistan güçleriyle Türk devleti nasıl böyle bir anlaşma yaptığı ve Türk devletinin buna nasıl tahammül ettiğiydi' dedi.

'Kerkük'te giden petrol de Kürtlerindir'

Daha önce Irak devletiyle bayrak krizi yaşadıklarını ve Irak devleti hatta bazı Federal Kürdistan Bölgesi güçlerinin Kürt bayrağının resmi dairelerde kullanılmasına karşı olduklarını dile getiren Kakai, şunlara vurgu yaptı:

'Sonunda bu kriz Kürtlerin lehine sonuçlandı. Bu gün Federal Kürdistan'ın her yerinde Kürdistan bayrağı asılıdır. Petrol anlaşmanın siyasi boyutuna gelelim. Asır soru işareti olan anlaşmanın Kürdistan ismini ağzına almaktan kaçınan ve Kürdistan ismine itibar etmeyen bir devletin nasıl olurda bu çapta bir petrol anlaşmasını Kürtlerle yaptığıdır. Siyasettir. İşte senin ismine tahammüllü yok ama petrolünü, meyvelerini ve daha başka ihtiyaçları satın alabiliyor. Tabi petrol anlaşması sadece Türkiye ile yapılmamıştır başka ülkelerde vardır. Türkiye petrolü götürürken izni sadece Irak'tan gelen hat üzerinden vermiştir. Kürdistan'dan direk Türkiye akan boru üzerinden izin vermemiştir. Bu durum Türkiye açısından kendini siyasi olarak kandırmaktır. Çünkü Irak borusundan akan petrolde Kürtlerindir Iraklıların değil. Yine
Kerkük'ten giden petrolde Kürtlerindir. Türkiye açısında önemli olan isimdir.'

Bu anlaşma stratejik olarak Kürtlerin zararınadır

'Bizim için önemli olan açılan bu kapının ilerde adım adım kalıcılaşması ve diğer konularda da ön açıcı olmasıdır' diyen Kakai, şunları ifade etti:

'İlerde petrol, gaz ve zirai ürünlerin pazarlanması için dış ve komşu ülkelerle özelikle Kürtlerle ilişkilerin gelişmesidir. Ticaret yanında Kürtlerle sanat, kültür ve entelektüel alanda ilişkilerin geliştirilmesi esastır. Eğer her ticari anlaşmada 'Önce bayrağımı tanıyacaksın' desek ilerleme sağlayamayız. Bu anlaşmayı yaptık ama yinede birçok Arap milliyetçisi hala buna karşıdır. Anlaşma yapılırken bile protokolde Irak Cumhurbaşkanı adına Kürt olan Celal Talabani, Ahmet Çelebi gelmişti başka da kimse gelmemişti. Bu durum bile Irak Hükümeti'nin bu konuda isteksiz olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Halada bu küçük kazanımı elimizde almak için çaba içinde olacaklar. Yolumuza mayın koyacaklar ama biz Kürt tarafı olarak yolumuza korkmadan ilerlemek zorundayız.'

'Ne kadar petrol o kadar kazanç'

Bu anlaşmanın diğer bir yönünün ise Türk ve Irak devletinin kazançlarının daha fazla olmasından kaynaklandığını söyleyen Kakai, 'Ne kadar petrol giderse o kadar çok kazanacaklar. Petrolden elde edilen para direk Irak merkezi hükümetin bütçesine giriyor. Oradan bu paranın yüzde 17'si bize aktarılacak ki bu güne kadar hiçbir zaman yüzde 17 verilmemiştir sürekli yüzde 12 yada 13 vermişlerdir. Yani bizim ekonomik olarak kazancımız büyük değildir. Stratejik olarak yaklaşırsak bu anlaşma zararımızadır. Çünkü bu gün Kürdistan'da var olan petrol ve tüm yer altı kaynaklar sadece bizim değildir. Bu kaynaklar dört parçanın yani Kürt ulusunundur. Bu gün ne kadar az petrol pompalasak gelecek için o kadar kazançlı çıkarız. Çünkü şuan çok fazla kazancımız yoktur' diye konuştu. Ancak siyasi yönden de Kakai, şu şekilde değerlendirdi:

'Ama siyasi yönde değerlendirdiğinde Kürt tarafını siyasi irade olarak kabul etmeyenler etmek zorunda kalmıştır. Aynı zamanda Kürtlere siyaset için küçükte olsa bir kapı aralanmış oluyor. Örneğin Türkiye Kürtlerin ismine bile tahammül etmezken kendi ekonomik çıkarı için böyle bir anlaşmaya girmiştir. Kürtler bu güne kadar Kürdistan'da ki petrol rezervleri için hep yakılmış yıkılmışlardır. Adeta kendi petrolleriyle yakılmışlardır. Tarihte ilk defa Kürdistan'da ki petrolden Kürtlerde faydalanıyorlar.'


Kürtler ilk kez faydalanıyor

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.





Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

En çok okunan haber: Ekonomi:


Haber Arşivi
Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2009 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.