Koma Civaken Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, 15 Temmuz’dan sonraki sürecin karşı tarafa bağlı olduğunu belirterek, PKK’yi tasfiye çabalarından vazgeçilmesini istedi. Karayılan, “Siz artık PKK’yi tasfiye edemezsiniz, bu mümkün değildir. Çünkü Kürdistan'da bir kültür, bir toplum oluştu. Bu kültürü Kürdistan'da söküp atamazsınız, bunu anlamanız gerekir” dedi.
Karayılan: PKK’yi tasfiye edemezsiniz
ANF
KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Türkiye’de gündemdeki konular, Avrupa’da Kürtlere yönelik artan baskılar, Güney Kürdistan’da Hiwa listesinin yasaklanması ve Maxmur kampına yönelik uygulamalar ile Türk ordusunun operasyonlarını değerlendirdi.
15 TEMMUZ’DAN SONRASI KARŞI TARAFA BAĞLI
Karayılan, eylemsizlik kararının 15 Temmuz’dan sonra devam edip etmeyeceğinin tartışmalı olduğunu kaydetti. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan Ağustos sonlarında çözüm planı sunacağını ilan etmişti. KCK ise eylemsizlik sürecinin uzamasının Türk devletinin tavrına bağlı olduğunu açıklamıştı. KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede önemli tespitlerde bulundu. Ortadoğu’da Kürt sorununu, Kürtlerin yaşadığı bütün ülkelerde savaşla değil, siyasi ve barışçıl yöntemlerle, diyalogla çözmek amacıyla yeni bir süreç geliştirmek istediklerini belirten Karayılan, “Biz 13 Nisan’da ‘Eylemsizlik’ kararını ilan ettik. Daha sonra bu süreci 15 Temmuz’a kadar uzatma kararını aldık. Bu süreç halen devam etmektedir. Bu tarihten sonra devam edip etmeyeceği ise, tartışma konusudur. Karşı tarafın tutumuna bağlıdır. Bizim amacımız ve çabalarımız sorunun demokratik barışçıl yollardan çözülmesidir.” dedi.
Kürt sorunun çözümü önünde içerden ve dışarıdan bilerek engel oluşturan bazı kesimler olduğuna dikkat çeken Karayılan şöyle konuştu: “Devletin içinde bazı çevreler, siyasi ve ekonomik çıkarlarını savaşta görüyorlar. Bundan dolayı savaşı istiyorlar. Böyle güçlü bir kesim sistem içinde halen de vardır. Bunu herkes de biliyor. Aynı zamanda uluslar arası güçlerde de bu kesimi destekleyenler vardır. İkisi birbirini destekleyerek, demokratik barışçıl çözüm siyasetinin sonuç almasını engelliyorlar. Yani Türkiye içinde ve dışındaki çözümsüzlük yanlısı kesim, sürecin gelişmesi önünde engel oluşturmaktadırlar.”
AMERİKAN UÇAKLARI NİYE KANDİL’DE DOLAŞIYOR
Karayılan Kürt sorununda yaşanan tartışma sürecinin kesintiye uğradığına işaret ederek, bazı çevrelerin bu durumdan rahatsız olduğuna dikkat çekti.
Eylemsizlik sürecinin ilan edilmesi ardından başta gazeteci Hasan Cemal olmak üzere gerillanın denetimindeki Medya Savunma Alanlarına giden birçok gazetecinin KCK yetkilileriyle yaptığı röportajlar Kürt sorunun Türkiye’de yoğunca tartışmasını beraberinde getirmişti. Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, “Kürt sorununda iyi şeyler olacak” diyerek sorunun çözümü konusunda umutlar yaratmıştı.
Karayılan bu durumu şöyle değerlendirdi: “Başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere, Türk devletinin başka yetkilileri de olumlu açıklamalar yaptılar. Siyasi ve askeri alanda devam eden operasyonlara rağmen, bütün bunlar önemli bir gündem yarattı. Ancak sonradan bir müdahale yapıldı. Çünkü bazı çevreler bu durumdan rahatsız oldular. Kimdi bunlar? Bunlar devlet içindeki ve dışarıdaki bazı kesimlerdir. İçinde uluslar arası sermaye çevreleri de vardır. Kürt sorununun çözümünü istemiyorlar. Biz eylemsizlik kararını ilan ettiğimiz ve savaş olmaması için çaba harcadığımız halde her gün üzerimizde uçaklar geziyor. Bunlar kimin uçakları? Tabii ki Amerika uçaklarıdır. Bir eylemsizlik kararı alınmış, ‘bu uçakları durduralım belki bir barış durumu gelişir’ demiyorlar.”
FRANSA VE ALMANYA SAVAŞI KIŞKIRTIYOR
Karayılan konuşmasında son dönemlerde Kürtlere yönelik baskılarını arttıran Fransa ve Almanya’nın Kürt sorununun çözümünü istemediklerini, Türk devletinde bu yönlü bir yumuşama gördüklerinde hemen kışkırtıcılık yaptıklarını ifade etti. Karayılan, “Böyle bir durum olduğunda; bir bakarsınız ya yeni silahlar verip bize saldırtmaya çalışırlar, ya Roj Tv’ye yönelirler ya da Kürt kurumlarına bir takım davalar açarlar vb yöntemlerle Türk devletinin savaş yanlısı siyasetini destekliyor, kışkırtıyorlar. Türkiye'de akıllı bir siyasetçi olsaydı Almanya ve Fransa’nın bu tür girişimlerinin Türkiye’ye olan sevgilerinden kaynaklanmadığını görebilirdi. Bunlar Kürdistan'da sürekli olarak bir savaşın olmasını isterler. Çünkü savaşın sürekli devam etmesi, Türk devletinin onlara muhtaç olmasına neden olmaktadır. Bu güçler bu şekilde bir de Türkiye'nin AB ye girmesini daha kolay engelleyebileceklerini düşünmektedirler” diye konuştu.
TÜRKİYE’NİN AB’YE GİRMESİNİ İSTEMİYORLAR
Karayılan şöyle devam etti: “Kürt sorununun çözülmesi durumunda Türkiye'de demokratik bir cumhuriyet oluşur. Türkiye'de demokratik cumhuriyetin inşa edilmesi refah düzeyinin artmasını ve demokrasinin gelişmesini sağlayacak, böylece AB’ye girişi gerçekleşecek. Dolayısıyla bunlar Türkiye'nin AB’ye girmesini istemiyorlar. Bu amaçlarının altında ideolojik ve kültürel nedenler yatmaktadır. Türkiye'de tüm bunların gelişmemesi ve Türk devletinin AB’ye girmemesi için Kürt sorununun çözülmemesi gerekir. Sorunun çözüme doğru gittiğini gördüklerinde hemen küçük de olsa bir müdahalede bulunuyorlar. Temel politikaları budur. Tüm bu politikaları doğru okuyabilen, Türkiye'nin çıkarlarını gören, gözeten bir siyasetçi olsaydı bu yapılanları da boşa çıkarırdı. Maalesef Türkiye'de doğruları görecek, kapitalist modernite sistemini doğru okuyacak, Türkiye'nin çıkarlarını ve zararlarını birbirinden ayırt edebilecek böyle bir liderlik düzeyi ortaya çıkmış değildir.”
PKK ARTIK TASFİYE EDİLEMEZ
KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ABD’ye gidip görüşmeler yaptıktan sonra bu açıklamayı yapmasına da dikkat çekti. Başbuğ kısa bir süre önce ABD’de yaptığı açıklamada, “gider arar, bulur yok ederiz” demişti.
Karayılan Başbuğ’un ABD’de bu açıklamayı yapmasının oldukça anlamlı olduğunu, herkesin bunu iyi değerlendirmesi gerektiğini belirtti. “Başbuğ, ABD’de yaptığı görüşmeler ardından yaptığı açıklamada barışı istemediğini, Kürtlerle barışı kabul etmeyeceğini açıkça ilan etmiştir” diyen Karayılan şöyle konuştu: “Aslında Kürtlerin barış masasına oturacak kadar değer taşımadıklarını ifade etti. Bazı Kürt vatandaşların olduğunu, bireysel haklarının verileceğini, ama kimseyi muhatap almayacaklarını söyledi.”
Karayılan, “Genelkurmay Başkanı bunu açık açık söyleme cesaretini nereden, kimden alıyor? İlker Başbuğ neden Türkiye'de değil de ABD’ye gidip görüşmeler yaptıktan sonra böyle konuştu? Tüm bunlar kuşku ve kaygı yaratmıyor mu?” diye sordu.
Murat Karayılan, bu açıklamanın ardından ABD’de barış istemeyen bazı kesimlerin bulunduğunun anlaşıldığını, bunların bu sürecin gelişmesinde engeller yarattığını söyledi. Karayılan şöyle dedi: “Türkiye'de gerçekçi siyasetçiler olsaydı ABD’nin, Fransa’nın neden sorunun çözümünü istemediklerini sorgular, üzerinde düşünürlerdi. Ne var ki bunu düşünmek yerine, ‘ne iyi, bu devletler bize destek veriyor’ diye düşünüyorlar. Bize askeri, ekonomik, siyasi destek veriyorlar deyip PKK’yi bununla tavsiye edeceklerini düşünüyorlar. Burada söylemek isterim ki; siz artık PKK’yi tasfiye edemezsiniz, bu mümkün değildir. Çünkü Kürdistan'da bir kültür, bir toplum oluştu. Bu kültürü Kürdistan'da söküp atamazsınız, bunu anlamanız gerekir. Türkiye’yi destekleyenlerde PKK’nin tasfiye edilemeyeceğini çok iyi biliyorlar. Bunların amacı, çözümsüzlüğün devam etmesidir. Bu amaçla Türkiye'ye destek veriyorlar.”
HİWA’NIN YASAKLANMASI VE MAXMUR UYGULAMASI HUKUK DIŞI
Karayılan, Hiwa listesinin Güney Kürdistan'da seçimlere katılmasına getirilen yasağa değinerek, Batı’daki çözümsüzlük ve şiddet yanlısı siyasetin aynı siyasetin Irak ve Güney Kürdistan'da da geliştirildiğine işaret etti. Karayılan, “Eylemsizlik kararını ilan etmemize, çözümün gelişmesi için çaba harcamamıza karşın bir bakıyorsunuz ki, korsanca ve anti demokratik bir şekilde Hiwa listesinin PÇDK’ye bağlı olduğunu, PÇDK’nin de PKK’ye bağlı olduğunu ileri sürüp seçime girmesine izin vermiyorlar. Bu kadar komik oyunlar neden? Biraz ahlak, hukuk ve kişilikli bir duruş olsaydı böyle bir politika yürütülmezdi. Bu, üstten yürütülen bir politikadır. Böyle olursa Irak hükümeti sürekli dış güçlerin kuyrukçusu durumunda kalacaktır. Ya şuraya ya buraya bağlanacak, sonuçta özgür bir iradesi olmayacaktır. Bu tehlikeli bir politikadır” diye belirtti.
Bu politikaların bir süre sonra daha farklı da gelişebileceğine dikkat çeken Karayılan, “Daha önce iki kez seçimlere girmiş bir partiye yönelik böylesine hukuk dışı uygulamalar geliştirebiliyorlarsa yarın bunu tüm Kürtlere için de uygulayabilirler” şeklinde konuştu.
Karayılan konuya ilişkin değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Maalesef bu siyasetin bir ayağı da Kürtlerin kendisidir. İyi biliyoruz ki, Kürtler bu siyasetten sorumlu tutulmamak için merkezi hükümet eliyle bu tür şeyleri geliştiriyorlar. Bu, Kürtlerin birliği ve demokrasisi için çok zararlı tutumlardır, güvensizliği geliştiriyor, iç güveni zedelemektedir. Oysa neye mal olursa olsun Kürtler doğru bir çizgiye sahip olmalı ve demokratik yaklaşımı esas almalıdırlar. Ne var ki bu yönlü çok zayıf durduklarını, basit ve çıkarcı yaklaştıklarını görüyoruz.”
Son dönemlerde Maxmur kampına yönelik geliştirilen politikaları değerlendiren Karayılan, Maxmur kampının, yasalara uygun bir mülteci kampı olduğunu, Mülteciliğe ilişkin uluslar arası yasalar ve mültecilerin garantiye alınmış haklarının bulunduğunu belirterek, ama buna rağmen Maxmur kampına yönelik bir yönelim yaşandığını söyledi.
Karayılan, “Maxmur’u Irak merkezi hükümetine bağlı kılmak istiyorlar. Bu, hukuka aykırı bir durumdur ve kampı tasfiyesine yönelik bir işarettir. Irak devleti, çizgisi olmayan, adeta korsan bir devlet olduğundan, hukuk adı altında her türlü rezaleti yapabilecek bir devlettir. Bundan dolayı oraya bağlamak istiyorlar. Böyle bir planın geliştirildiği görülüyor. Bütün bu yönelimler üçlü koordinasyon dedikleri ve sonradan Kürtlerin de dahil edildiği Irak-ABD-Türkiye’den oluşan oluşumun kararları temelinde geliştirilmektedir. Kürt yönetiminin katılımı ve onayı olmadan bu tür şeylerin yapılmasının mümkünatı yoktur. Açık ki biz, süreci siyasal yöntemlerle çözmek isterken, bu tür saldırıların gelişiyor olması tarafımızdan değerlendirilmesi gereken hususlardır” diye konuştu.
ARTAN SALDIRILAR
KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan Türk devletinin bu süreçte gerçekleştirdiği saldırılara yaşanan kayıplara da değinerek, Kürt sorununu demokratik barışçıl temelde çözmek istemelerine rağmen dış güçlerin halen kendilerine saldırılar gerçekleştirdiğini belirtti. Türk devletinin ise siyasi, kültürel, sendikal ve basın alanındaki Kürt dinamiklerinden yaklaşık 300 kişiyi tutukladığını, bununla Kürt özgürlük hareketini tümden ezmek istediklerini söyleyen Karayılan şöyle konuştu: “Buna paralel yürütülen askeri operasyonlar var. Bu operasyonlarda çok önemli kayıplar yaşadık. En son Amed eyalet yönetiminden Rızgar Derxus (Mehmet Söğüt) yoldaşı şehit verdik. Rızgar yoldaş, bu mücadelenin öncü bir kadrosuydu. Amedli kahraman bir militandı. Bildiğiniz gibi daha önce de Amed’de yönetim düzeyinde Ali Gever ve Beritan arkadaşlar da şehit edildiler. Botan’da Şervan Sason, Celal Çukurca, Canxort Afrin arkadaşlar da yönetim düzeyinde arkadaşlardı ve bunlar havadan ve karadan suikast yöntemleriyle şehit edildiler. Başka yerlerde de kayıplar verdik.”
Bu tür saldırıların devletin içindeki bir odağın işi olabileceğine vurgu yapan Karayılan, “En son Önderliğimiz, Türkiye'de sistem içindeki bir çevrenin özellikle bunu geliştirdiğine dikkat çekti. Bu, devlet düzeyinde gelişmiyor olabilir. Devlet içinde bir odak özellikle bu tür saldırıları geliştiriyor olabilir. Askeri operasyonları da siyasi operasyonları bunlar geliştiriyor. Bazı kuşkulu durumların geliştiği de doğrudur. Açık ki süreci sabote etmek istiyorlar. Ancak bu sadece içeride değil, ülke dışıyla da bağlantılı olan, bazı içi ve dış güçlerdir” ifadelerini kullandı.
Karayılan son olarak, Kürdistan üzerinde yerel, bölgesel ve uluslar arası düzeyde bir sömürge durumunun bulunduğunu ancak Kürdistan özgürlük devrimin çözüm aşamasına ulaştığını söyledi. Karayılan ayrıca, saldırgan güçlerin kendilerine yönelik bir imha saldırısını gerçekleştirmek istediklerini belirterek Kürtler ayrı PKK ayrı demeye getirdiklerini ancak PKK ve Kürtlerin et ve tırnak gibi iç içe geçtiklerini kaydetti. Karayılan, bazılarının sorunu tarafı olmayan bir sorun olarak göstermeye çalıştıklarını da işaret ederken, yine sorunu bireysel haklar derekesine indirgemeye çalıştıklarını, Öcalan’ın da bir süre önce bireysel ve toplumsal hakların birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade ettiğini, böyle bir şeyi kabul etmeyeceklerini söyledi.
|