Sistem göbeğinden çatlıyor ve ne TE-SE-KE’nin ekonomik gücü, ne de gittikçe sarsılan itibarı sistemi ayakta tutmaya yetiyor. TE-SE-KE, bisküvi, kraker, kek, araba, çimento üretti, sigortacılık, bankacılık yaptı. TE-SE-KE’nin kurduğu holding, Türkiye’nin ilk 10 büyük holdingi arasında yer aldı.
Bu ülke, bu TE-SE-KE’ye kat-la-na-maz! -O.Miroglu-Taraf
Sorun, artık ‘malum belgeyi’ çoktan aştı, tarihî bir yol ayrımındayız.
Öncelikle şunun altını çizelim: “Ordu içinde darbe heveslisi birtakım subaylar vardır, ama ordu darbe yanlısı değildir” demek yanıltıcıdır.
Türkiye’de şimdiye kadar gerçekleşen darbeler, muhtıralar açıkça gösteriyor ki; TE-SE-KE darbelere meyilli bir siyasi kültüre ve geleneğe sahiptir.
Bugün Türkiye, siyasi tarihinde ilk kez TE-SE-KE’nin demokrasiye karşı girişimlerine ve çıkardığı krizlere rağmen, geri adım atmayan ve demokrasiyi savunan bir hükümetle yönetiliyor.
Türkiye’nin illegal anayasası olan MGSB’nin rehberliğinde, MGK, OYAK, TUSAŞ, ÖZEL HARP DAİRESİ ve JİTEM gibi özel ‘kurumlarla’ ülke yönetmeye alışmış bir ordu için, bu kabul edilemez bir durumdur.
Sistem göbeğinden çatlıyor ve ne TE-SE-KE’nin ekonomik gücü, ne de gittikçe sarsılan itibarı sistemi ayakta tutmaya yetiyor.
TE-SE-KE, bisküvi, kraker, kek, araba, çimento üretti, sigortacılık, bankacılık yaptı.
TE-SE-KE’nin kurduğu holding, Türkiye’nin ilk 10 büyük holdingi arasında yer aldı.
TE-SE-KE, ekonomik alanda büyümekle kalmadı, izlediği politikalarla ‘iç düşmanlarını’ da büyüttü; ve şimdi bu ‘düşmanlarla’ yaşamaya, onların ülkeyi yönetiyor olmalarına razı değil.
TE-SE-KE tarafından düzenlenen layihalarda ve her seferinde adları değişen, ama muhtevaları hiç değişmeyen bir takım belgelerde, iç düşmanlar olarak Kürtler, gerçek solcular, liberaller, demokratlar, AB yandaşları vardı hep.
Başbakan Erdoğan ve hükümeti bu iç düşmanlar listesinde birer ‘ulusal risk’ faktörüdür hâlâ.
TE-SE-KE’nin ‘iç düşman’ olarak gördüğü bütün siyasi, dinî, etnik grupların istedikleri bir tek şey var, o da demokrasinin standartlarına uyan bir TE-SE-KE.
Generaller, buna razı olmuyor bir türlü.
Ellerinde kala kala Kürt savaşı kaldı, onu da geçmişte olduğu gibi ne kabul edilebilir sınırlarda tutmak mümkün, ne de zamanla çoğalan güçlü muhataplarıyla, kavgaya tutuşmayı göze almak!
Dünya Türkiye’nin değişmesini ve gerçek bir demokrasiye kavuşmasını beklerken, TE-SE-KE, demokrasiyi istemiyor ve siyasi sistem içindeki belirleyici gücünü korumak için her çareye başvuruyor.
Genelkurmay Başkanı, ‘düşmana göster geri çek’ misali, yanına otuz altı generali birden alarak, ancak yetmişli, seksenli yılların Latin Amerika’sında görülebilecek kudret gösterisinde bulunuyor.
TE-SE-KE’nin yeni bir asimetrik savaşla karşı karşıya olduğunu iddia ediyor Başbuğ ve bunun kendileri açısından kat-la-nı-la-maz olduğunu ilan ediyor.
Demek istiyor ki Başbuğ;
Ey ahali!
TE-SE-KE her şeyi denemektedir, ama asimetrik savaş yürüten ‘iç düşmanlara’ karşı bir türlü başarılı olunamamaktadır, desteğinize ihtiyacımız var!
TE-SE-KE’nin 25 yıl savaşarak –Hasan Celal Güzel’e göre de savaşır gibi yaparak- baştan sona başarısız olduğu, ilk asimetrik savaşı unuttuğumuzu sanıyor General Başbuğ ve mağdurları oynuyor.
Bu ikinci asimetrik savaşın ‘gerillaları’ kim acaba?
Hasan Cemal, Ali Bayramoğlu, Cengiz Çandar, Ahmet Altan, Ekrem Dumanlı, Yasemin Çongar, Fethullah Gülen, Bülent Arınç, R. Ozan Kütahyalı, Fehmi Koru gibileri mi?
Yoksa sevgili Mehmet Baransu mu?
Yapmayın Allah aşkına General, kafaları karıştırmayın lütfen!
Bilgilerimiz kıt, devletin arşivleri bizlere kapalı, ama yine de tecrübelerimizle emin olduğumuz bir şey var:
Türkiye iddia ettiğiniz gibi yeni bir asimetrik savaşla karşı karşıya değil.
Türkiye’nin en önemli derdi 12 Eylül yıllarında TE-SE-KE’nin bu ülkenin başına sardığı birinci asimetrik savaştan kurtulmaktır.
Üstelik, TE-SE-KE mensubu subaylar da açıkça söylüyor artık, ilk ve son asimetrik savaşı Kürtler değil, devlet istedi diye.
Bugün de savaşmak istemiyor Kürtler, ama TE-SE-KE bu savaşa yazık ki muhtaç hale geldi.
PKK yarın silahları gömdüğünü ilan etse, TE-SE-KE’nin bunu da ‘asimetrik savaşın yeni bir aşaması olarak’ ilan edeceğinden hiç kuşku yok.
Siz hangi asimetrik savaştan bahsediyorsunuz anlamak mümkün değil.
Asimetrik savaş, düzenli bir orduya karşı, gerilla birliklerinin yürüttüğü savaştır.
Türkiye bu savaşın içinde hâlâ.
Hak ve adalet yerini bulsun diye önce siz gelin, 25 yıldır TE-SE-KE’nin yürüttüğü bu savaşı konuşalım, ne dersiniz?
Var mısınız buna?
Boş verin siz ‘kâğıt parçası’ o belgeyi, nasılsa o belgeden ve o albaydan her yerde var!
Aktütün’ü, Dağlıca’yı, Bingöl’ü, Güçlükonak’ı konuşalım biz!
Asimetrik savaşı bitirmek sevdasına, hayatından olan Özal’ı, Eşref Bitlis’i, Uğur Mumcu’yu konuşalım!
OHAL hukukuyla, sıkıyönetimlerle yönetilen bölgede çeyrek asır boyunca olup bitenleri konuşalım!
Diyarbakır cezaevini, üç milyon insanın yerinden edilmesini, 18 bin faili meçhul cinayeti, ölüm kuyularını, ölüm tarlalarını konuşalım!
Birinci asimetrik savaş yıllarında MİT’in, Emniyet’in ve seçilmiş bütün hükümetlerin nasıl devre dışı kaldığını konuşalım!
TE-SE-KE’nin yıllarca, bu ülkenin bütçesinden yüzde 30 pay alıp toplamda, yarım trilyon dolar harcayarak birinci asimetrik savaşta nasıl başarısız kaldığını konuşalım!
JİTEM’ci Yeşil’i, General Veli Küçük’ü, Levent Ersöz’ü, Atilla Uğur’u, Albay Cemal Temizöz ve Koçero Saluci’yi ve çoğu TE-SE-KE mensubu Ergenekoncuları konuşalım!
Bakınız General!
TE-SE-KE olarak, tarihte ilk kez, kamu vicdanı ve hukuk karşısında savunma pozisyonuna girdiğinizi unutmayınız.
Bu bile Türkiye’nin ne kadar değiştiğini göstermeye yeter.
Türkiye Honduras değil ve asla da olmaz!
Bizi artık korkutmaktan vazgeçiniz General!
Hem sonra, korkup bir kenara çekilmeyi düşünsek bile, dünyayı kendinize inandıramazsınız.
Bu ülkeyi ve bu dünyayı Baykal ve partisi CHP’den ibaret sanıyorsanız, yanılıyorsunuz!
Demokrasiyi ve barışı bu güzel ülkeye çok görmeyin artık!
Ve unutmayınız ki General, birinci asimetrik savaşın gerçek sebeplerini ve belgelerini bir gün insanlar hakikaten görebilse ve konuşmaya başlasa, inanın Türkiye asıl o zaman, TE-SE-KE’ye kat-la-na-maz!
|