|
Canım annem; Bilmem ki sana ülke ile ana sevgisini, özlemini nasıl anlatayım ? Ülke denildiğinde ilk aklıma gelen ana oluyor.
Anneme mektup
İzzet Eker
Daha öncede söylediğim gibi, sen ya da senin gibi yüreği hep sevgiden yana olanların dünyası da aynılaşıyor. Bu nedenle sizlerin sevgisine kavuştukça mahpusluğumuzu unutuyoruz. Sanırım ana-oğul sevgisinin en güzel ürünü bu oluyor. Yarın ölmeyecek gibi çabalamak, bugün doyasıya sevmek ve sevmek yaşamı; işte bütün sırrı insanlığın… Tarihin en güzel şeyi bu türden kutsal bir sevgiyi büyütmek; bir az da analık görevinin alıştırması oluyor. Anneler hep büyütme işiyle uğraşıyorlar. Sevgiyi de bu büyütme işinden sayarak yapiyorlar. Belkide insanlık tarihinin en derin izleri anaların özlem dolu sevgilerinden ve anaların sımsıcak varlıklarında yasam buluyor. Ben de bu yaşamın bir filizi olarak oğul tadında mektuplar yazabilmek icin uğraşıyorum. Biraz da geleceğin o eşsiz umudu sizlerde yaşamanın tadıyla bunu yapıyorum.
Halk tarihimiz de bunu kanıtlıyor. Nice zorbaya yıkılmadan bugüne kendisini taşıyan halkımızın esas olarak anaların o eşsiz sevgisinde yaşamını taşımıştır. Bunun bilincinde olmam, anaları daha kutsal yapıyor benim için. Anaların varlığı daha anlamlaştırıyor sevgi dünyamı. Sadece sevgi dünyasını mı? Elbetteki değil, düşünsel anlamda da bunu hep savunurum. Kürdü yaşatan yegane güç gene anaların kendisi olmuştur. Bu nedenle insanlık karşısında bir halkı var etmek, sanırım en büyük savaşımdan da ileriye anaların yüreğindeki Ülke özlemi, halk özlemi… Belki bugün için kısmen bu özlemler oğul, çocuk ya da sadece ev, aile özlemiyle karıştırılmış ama esas olan yine de buna rağmen , analarda ifadesini bulan bir toplumsal gerceklik oluyor. Yine halkların en temel özellikleri olan dillerini, kültürlerini genel olarak Kürd kadını kucağindaki çocuğu gibi özlemlerini de, nakışlarını da, el işlerini de, ağıtlarını da yaşatmışlar. Bu sayede insanlığın karşısında kendi ulusal değerlerini yitirmeden bir halk gerçekliği olarak günümüze getirmiştir. Bundaki çaba biraz da bilmeyerek olsa da esas özlemleri yitik ülkeleridir. Dolaysıyala en doğal insanın varolma savaşımı bu anlamda verildiğinde siz anneleri daha çok seviyorum ve daha çok geleceğin güzelliğini hakedenlerin analer olduğunu tanımlayabilirim.
Güzel Anneciğim;
Biliyorum, artık yaşam bizim için güzellikler kapısına gelip dayanmıştır. Bundan sonrası artık özgürce olacak diyebileceğimiz bir noktada. Bunu söylemek sadece bir gerçegi dile getirmek oluyor. İnan siz güzel analara layık evlatlar olmaya çalışıyoruz, uğraşıyoruz. Dolaysıyla kimi zaman, analık duygularınız incinse de, üzülseniz de aslolan sizlere layık olma mücadelesinin kendisidir. Anacık, gelecek güzel yarınlara inan… İnsan; mutlaka inandığı şeye ulaşır, başarır. Bu bir gerçekliktir.
Dayıkâmın;
Sana daha önce yazdığım mektubun bir kısmını, bu mektupta tekrarlama ihtiyacını duyuyorum.
Biraz yorgunluk, biraz yaşlılığın verdiği hüzünle dolu olsa da ana sıcaklığının en anlamlı ziyaretini yazdım. Her şeye rağmen, büyük bir sevgi sıcaklığı oldu o kısacık görüşmemiz. İstiyorum ki, yazdıklarım yorgunluğuna çare, yaşlılığına derman olsun… Her zaman yanında olacak olan oğul özlemlerimi yolluyorum sana ve onun sımsıcak coşkusuyla sarılarak öpüyorum.
Canım annem;
Bilmem ki sana ülke ile ana sevgisini, özlemini nasıl anlatayım ? Ülke denildiğinde ilk aklıma gelen ana oluyor. Bu insanda sevinç, coşku ve haz uyandırıyor. Sanırım ana sıcaklığının yanında, ülke sevdasını belirtmeliyim ki, mektubum bir anlam bulsun, başını ağrıtmasın. Şu an o kadar sevinçliyim ki, adeta ülkemin kırlarında koşan çocuksu duygular… Sevinçten, özlemden, ülke ki kocaman bir sevdadir yürekte. Bin yıllık çağıldayan Fırat’tan, Dicle’den süzülerek gelmiş tarihtir her yankısı… ve kocaman bir dalayandır içindeki yürek.. yaşamı yeniden güzelleştirmek yarına, yarının çocuklarına; verilmiş sözümüzdür ana sıcaklığına. Her zaman diri-direnç damıtan inceden inceye…
Ben direncin, direnmenin güzelliğini yaşarken, sen tüm marifetinle hazırlıklarını yapmalısın. Yap ki, güzel olanın paylaşımcılığı olusşun. Oğlun yanına geldiginde, ancak sen doyurabilirsin bunca açlıktan sonra. Haydi şimdiden başla ki, ben bir daha tekrarlamayayım. Anlaıtik değil mi can ana ?
Ziyarette ağlaman konusunda nasıl olsa pazarlık tutmayacak. Ve seninlede pazarlık yapmayacağım. İstersen Fırat nehrini yanına taşı. İIstersen oraya kadar gözyaşlarınla yeni bir nehir yarat. Sonra tarih adına iyi bir şey yapmış olursun. Gül anasının oğluna o zaman koyarlar adını belki. Ama yine de bil ki, her ne olursa olsun aılamanı değil, analığıın ne olduğunu bilmeyenlere inat olsun diye senin dilinde tillillinin şafağı söksün…
Anne; tüm arkadaşlarımın selam ve saygıları var. Babama da selamları var, yine tüm aileye.
Babama selam ve saygılarımı ilet. Beni merak etmesin ben iyiyim.Kardeşlerime selam sevgiler. Leyla’ya çok özel selam ve sevgiler.
Seni seviyorum anne.
Oğlun
İzzet EKER
1996
Aydın E-tipi kapali cezaevi
|