Kimse bu olayı fakirliğe bağlamasın, Kerpiç binalar nedeniyle 51 kişinin öldüğünü söylemesin. Bu kadar insanı kaybetmemizin nedeni bizleriz. Bunca yıldır bu ülkeyi yönetenlerden tutun bürokrasiye, belediyelerden size bana kadar hepimiz sorumluyuz. Kim ne derse desin, umurumuzda bile değil. “Canımızı Allah verdi, Allah aldı” deyiveriyoruz. Ne insanımıza, ne de hayata önem veriyoruz. Bari suçu başkalarına atmayalım. Zira gerçek suçlu bizleriz.
Deprem vuracak, bizler seyredeceğiz…
M.Ali Birand/Hürriyet
Bu konunun en önemli isimlerinden biri sayılan Naci Görür (İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji mühendisliği öğretim üyesi), 2007 yılında açıkça söylüyor. Elazığ bölgesinde bir deprem beklenmesi gerektiğini ve inşaatların buna göre yapılmasını, köylerin fayların geçtiği bölgelerden kaldırılmasını belirtiyor. Üstelik konuşması kitap halinde toplanıp herkese dağıtılıyor.
Sonuç ne ?
Koskocaman bir hiç...
Görür, herşeyi söylediklerini anlatıyor.
“...Fayların nerelerden geçtiğini ve tehlikenin ne olduğunu çok açık şekilde biliyoruz. Ancak kimselere anlatamadık” diyor.
Neden diye sorduğumda bana şu yanıtı verdi:
“...Bizim insanlarımızda kendini ve ailesini koruma kültürü yok. Boşver, bize birşey olmaz, anlayışı hakim...Yöneticilerde de irade ve niyet yok...”
Çok doğru.
“Mış” gibi yapıyoruz. Önlem alıyormuş gibi davranıyoruz.
Depremin ayak sesleri sadece doğu bölgelerinde değil, bu ülkenin kalbini oluşturan İstanbul’un altından duyuluyor.
İstanbul’daki deprem tehlikesinin ne kadar büyük olduğunu herkes söylüyor. Kimine göre 5, kimine göre 50 yıl içinde yaşanacak olan bir depremin, yüzbinlerin üstünde hayat kaybına ve yüz milyar dolarlık maddi zarara yol açacağı da açıkça biliniyor.
Biliniyor da ne oluyor ?
Kozmetik bazı rötuşların dışında hiçbir ciddi önlem alınmıyor.
Laf çok...
Yeni bürokrasiler kuruluyor, insanlar işe alınıyor...Ancak topluca bir kalkışma yok.
Belediye Başkanı Topbaş bile “Depremin ayak seslerini duyuyorum”diyor ve İstanbulluları suçluyor.
Nedeni de basit. “Canım 50 yıl sonra olacak bir deprem için o kadar para harcanır mı? O güne kadar kim öle kim kala...”mantığı ve boşvercilik ruhumuza işlemişte ondan...
Yarın deprem olursa, yine hep birlikte ağlayacağız. Kafamızı taşlara vuracağız. Hatta kendi kendimize “ O kadar da söylemişlerdi, ancak dinlemedik, önlem almadık ” diyeceğiz.
Ancak iş işten geçmiş olacak.
Kendimizi hiç acındırmayalım.
Meheldir bize.
|