Mecliste türkü söylemek

DTP’ye yönelik gözaltıları protesto etmek amacıyla, DTP’li Milletvekilleri mecliste oturma eylemi yaptılar. Hem de 23 Nisan günü. Eylem esnasında canları sıkılmasın diye de türkü söylemişler. Ben en çok hangi türküleri söylediklerini merak ettim. Acaba “Murat gilin damından...” diye başlayan türküyü söylediler mi? Eylem öncesi haberim olsaydı, bu türküyü söylemeleri konusunda mutlaka tavsiyede bulunurdum.

Genelkurmay başkanı olan general, rejimin onlarca yıldır Kürtlere yapıp ettiklerini, satır aralarında mecburen ve mahçupça itiraf ettiği konuşmasının içinde “Türkiye halkı”, “demokratik açılım”, “dağdaki insanlarımız” türünden alışık olmadığımız ve devletin bekasına düşman(!) olarak görülen terimleri kullandı. General kürsüdeyken, DTP’nin seçimle iş başına gelmiş elemanları başta olmak üzere, üst düzey yöneticilerini gözaltına aldılar. Kurumları bu kadar koordineli ve düzgün çalışan(!) bir memleketin meclisinde milletvekilleri ancak türkü söyler.

“Murat gilin damından hoplayamadım,

Liralarım döküldü toplayamadım.”

Tam da olayla örtüşen bir türkü; İçi boş, amacı boş, müziği bir teneke iki çomakla “tangırı, tangırı..” diye çalınabilecek kadar kolay, kaygısız ve tuzsuz. Tıpkı devletin işleri gibi.

Hadi hep beraber;

“Murat gilin damından hoplayamadım,

Liralarım döküldü toplayamadım.”

Cumhurbaşkanı, Obama ile görüştükten sonra, Kürt Sorunu’yla ilgili olarak “iyi şeyler olacak” diyordu. Bu açıklamadan hemen sonra Cumhurbaşkanı’nın dava arkadaşı Cemil Çiçek, seçim sonrasında DTP’nin başarısı için “Ermenistan sınırına kadar dayandılar.” şeklindeki düşmanlığına, “Devlet adamının terör zafiyeti olamaz.” diyerek savaşı kızıştıran açıklamasıyla yol arkadaşını yarıyolda bırakıyordu.

Askeri başka saz, polisi başka, hükümeti başka saz cumhurbaşkanı başka, alimi başka saz, siyasetcisi başka, hukuku başka saz, basını başka saz çalan bir devlet, iki aile arasındaki kıytırıktan bir sorunu bile çözemez. O yüzden bu adamların, birilerinin “ekmek parası”na dönüşmüş Kürt Sorunu’nu çözeceğini ummak, güneşin batıdan doğmasını oturup beklemek gibidir.

Nerde kalmıştık?

“Murat gilin damından hoplayamadım,

Liralarım döküldü toplayamadım.”

DTP, son seçimlerde Kürt oylarının çoğunu aldı. 99 tane belediye başkanlığı kazandı. Yazıyla da yazalım; DOKSAN DOKUZ. Mecliste de grup kuracak kadar milletvekiline sahip.

Meclis, millet iradesinin temsil edildiği yer, ya da, bize öyle öğrettiler. Meclisdeki milletvekilleri, seçildikten sonra seçildikleri mahalle ve köylere giderler. Kendilerine oy veren insanların dert ve tasalarını toplayıp ceplerine koyarak meclisin yolunu tutarlar. Sonra, iktidardaki adamlara derler ki, bizi seçen insanların şu şu sorunları var, haberiniz ola. İktidardakiler de bir hal çaresine bakarlar. Demokratik sistemlerdeki Meclislerin genel işleyişi bu.

Kürt oylarıyla seçilmiş milletvekilleri de bu amaçla Kürt diyarlarına giderler. Oralarda, “baba” duygusu yerine faili meçhul hikâyeleri bilen Kürt çocukları yollarına çıkar. Çocuklarının mezar yerlerini bilmeyen başı yaşmaklı, gözü yaşlı Kürt anaları yollarına çıkar. İki kelime Kürtçe konuştu diye işkence tedrisatından geçmiş tutuklu yakınları yollarını keser. Bir ekmeğe muhtaç edilmiş, kızı fuhuş belasına, oğlu kap-kaç terörüne bulaştırılmış sırtı iki büklüm Kürt babaları yollarına çıkar. Bir gece yarısı evinden alınıp bir daha da geri gelmeyen Kürtlerin eşleri yollarını keser... Hiçbirisi, “aş-iş, ekmek-su, istiyoruz” demez. Hepsinin tek isteği var; Durdurun bu savaşı! Kürtlerin milletvekilleri alıp ceplerine doldurdukları bu feryatlarla Ankara’nın yollarına düşerler. Sonra, iktidardaki adamlara ceplerindekileri sunmak için meclis kürsüsüne çıkarlar. Sırtı pek, karnı tok adamlar, Kürt milletvekillerinin feryatlarına o bilindik yaftayla karşılık verirler;

“Terör örgütü propagandası yapıyorsunuz.”

Şimdi sormak lazım, elleri-kolları bağlanan, çığlıklarına kulak tıkanan bu insanlar, mecliste türkü söylemesinler de ne yapsınlar?

Yeri gelmişken...

Kürtlerin Deniz Baykalı, daimi muhalafet makamı Şerafettin Elçi başta olmak üzere, Kürt muhalafetin de sormak lazım; Kürt Sorunu karşısında kör, dilsiz ve sağır olup, deve kuşu gibi kafasını kuma gömen bu parlamentonun insanı kanser eden bu yapıp ettiklerini sineye çekmemek için DTP’li vekiller mecliste türkü söylemeyip de “çat” diye çatlasınlar mı?

Ne diyorduk?

“Murat gilin damından hoplayamadım,

Liralarım döküldü toplayamadım.”

Tey..tey..tey...


Yazar: M.Salih Erol
Tarih: 2009-04-29


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1748