Tazminat istemek

Bir önceki yazımda, Kürt siyasetçilerini, devletten kültürel haklar yanında, Kürdistan’da yapılan tahribatlar için tazminat talebinde de bulunmuyorlar diye eleştirmiştim.

Bazı okuyucular zahmet buyurup eleştiri göndermişler. Sağolsunlar.

Biri özet olarak diyor ki;

Heval; Ermeni ve Süryani halklarını yerlerinden söküp atmış, yurtlarını talan etmiş ve bugün onların tazminat taleplerine bıyık altında gülüp geçen bir devletten, Kürtlere tazminat vermesini beklemeniz hayalcılık değil mi?

Başka biri de;

Kürtlüğe dair tüm haklarımızı elde ettik de tazminat mı kaldı? Diyor.

Aslında, böyle düşünen insanlarımızı anlayabiliyorum. Liderleri tarafından ucuza fit olmaya alıştırılmış bir toplumun bireylerinden ırzına geçilmiş haklarını geri almaları konusunda dik bir duruş sergilemelerini beklemek saflık olur. Genleriyle oynanmış bitkilere benezeyen Kürt toplumunu oluşturmuş bireylerden, her çeşit zayıflık beklenir. Dolayısıyla, bizim gibi taleplerde bulunanların hayalci ve sivri olarak görülmemesi anormalik olurdu.

Ama bilmezler ki...

Hayatın her alanında pazarlık var ve pazarlıklar yüksek meblağlar üzerinden yapılır. Bir taraf az söyler, öteki tarafsa çok. Sonra, ortalarda bir yerde el sıkışılır. Siyasette de böyledir. Pazarlık payı için fiyat aralığını yüksek tutacaksın ki zarar etmeyesin. Kaldı ki, Kürtlerin buna ihtiyacı da yok. Bizim talep ettiklerimiz tamamen insani hallerdir. Kimseden, ekmek su bilmem ne istemiyoruz; Gasp edilmiş haklarımızın geri iade edilmesi talebinde bulunuyoruz, hepsi bu. Bunun için ne söylesek, ne etsek, hatta kendimizi yırtsak caizdir. Günâhkar ve utangaç davranmanın gereği yok. Kimse bu yüzden cehenneme filan gideceğini düşünmesin.

Evet...

Kocaman kocaman harflerle yine yazıyorum; Devlet, eğer Kürtlerle barışmak istiyorsa, kültürel haklarını iade etmenin yanında Kürtlere tazminat ödemek zorundadır!

Sivrilik olarak algılanan bu çıkışın sebeplerini, destan yazar gibi uzun uzun yazmaya gerek yok.

Çünkü, mantığı çok basit.

Bahçesinin duvarına yanlışlıkla belediyenin kamyonu çarpan bir vatandaşa devlet tazminat ödüyor mu?

Ödüyor.

Tarlasından yol geçen çiftçiye, yol idaresi tazminat ödüyor mu?

Ödüyor.

Direkten kopan elektirik teline takılıp ölen dananın sahibine elektirik dairesi tazminat ödüyor mu?

Ödüyor.

Ameliyat masasında karnında neşter unutulan hasta, mahkemeye başvurduğunda, hastahanenin veya doktorun ceza almasını sağlıyor mu?

Sağlıyor

.......

Şimdi...

Devletin ihmal ve inkâr politikaları, yıllarca Kürtlere tecrit, korku ve zulüm yaşattı mı?

Yaşattı.

Çaresizliğinden dolayı dağlara sığınmış kendi vatandaşını öldürmek için devlet, ormanları, çiçekleri, otları zehirledi mi?

Zehirledi.

Üç kuruşluk bir uydu antenini, toprak damlı evinin damına dikti diye, Kürt köylüler başçavuşların zulüm tezgâhlarından geçtiler mi?

Geçtiler.

Devletin jopu ve tankindan başka bir hizmetini(!) görmeyen Kürt işçisinden, köylüsünden.. tonlarca vergi toplandı mı?

Toplandı.

Peki...

Kürt diyarlarının yüzde doksanında, bırakın fabrikayı, devlete ait çivi üreten bir çadırı var mı?

Yok.

Bu çağda suyu elektiriği, yolu bilmem neyi olmayan binlerce Kürt köyü var mı?

Var.

Uçaktan-askerden, korucudan-mermiden.. kaçıp büyük kentlerin kenar mahallelerine sığınan milyonlarca Kürt garibanı var mı?

Var.

..........

Şimdi başa dönelim...

Resim bu kadar berrakken ürkek ve pısırık davranmak niye ki?

Yazı yazan adam için, Kürt siyasetçilerini böylesi konuları dillendirsinler diye fişfişlemekten öteye daha doğal ne olabilir ki? Yazının amacı biraz da bu değil mi?

Denilebilir ki, bu kadar sert davranmak barışa katkı sunmaz, ya da bu uğurdaki çabaları baltalayabilir. Böyle düşünen varsa kendilerini imtihana tabi tutsunlar derim. Neden gasp edilmiş hak ve hukuku geri istemek, sivrilik olarak algılanır anlayamam. Anlamak da istemem. Çünkü, bunun adı teslimiyettir, korkaklıktır, başa gelebilecek belalara peşinen ‘amin’ demektir. Psikolojisi yerinde olan hangi şahıs mahkemeye gider ve haklı olan davasından vazgeçtiğini söyleyebilir ki?

İnatla yineliyorum;

Devlet, Kürtlerle barışmak istiyorsa anayasanın güvencesi altına alınmış kültürel hakları iade etmenin yanında, Kürtlükten ötürü canı yanmış Kürtlere tazminat ödemek zorundadır.....


Yazar: M.Salih Erol
Tarih: 2009-06-18


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1808