Bizde baş belası haline gelmiş bir gelenek var; Alevi Kürtler hep CHP’yi destekler, Sünni Kürtler ise merkezin sağını. Tek bir farkla, Alevi Kürtlerin büyük çoğunluğu CHP ile nikâh kıymışlar. CHP ise Alevi Kürtlere katliamlar tattırmış bir partidir. Yıllardır, kurbanın cellâdına sevdalanması gibi acayip bu mutlu(!) beraberliği kimseler bozamıyor.
Ve…
Sonunda film koptu. CHP’li Onur Öymen orta yere çıkıp, Dersim Katliamı’nı hatırlatarak Kürtleri tehdit etti.
CHP, bir devlet partisidir. Devletin gözünde Genelkurmay Başkanlığı neyse CHP de odur. Devlet, hiçbir zaman CHP’yi gözden çıkar(a)madı ve çıkar(a)maz da. Yeryüzünde, CHP dışında bankası olan bir parti yoktur. Üstelik, devletle CHP ortak. Türkiye İş Bankası’ndan bahsediyorum. Taaa(!) Mustafa Kemal döneminden kalma bir ortaklığı var devletin CHP’yle. Şimdiye kadar Türk basınında “Siyasi bir partinin nasıl olur da bankası olur?” diye tek satırlık bir yazı okuyanınız var mı? Oysa bu devlet, başbakanlık yapmış bir adamın partisini kapattıktan sonra “Kayıp trilyon davası”yla yakasına yapışarak onu hırsızlığa mahkûm etmiş bir devlettir. O davadan dolayı Necmettin Erbakan’ı hırsız diye cezalandırılmıştı. Aynı şekilde, Mesut Yılmaz’ı, Beyaz Enerji Operasyonu’ndan dolayı Yüce divanda yargıladılar.
Yok yok,
Erbakan ve M. Yılmaz birer melektir, demiyorum. CHP’nin ne kadar devlet olduğunu anlatmaya çalışıyorum.
Lafın özü, CHP Cumhuriyet içinde cumhuriyettir.
CHP’de iki kesim var;
Bir; Devleti temsil eden kravatlı elitler. Ki bunlar daha çok salon insanlarıdırlar. Halkla aralarında, cennetin en üst katında hurilerle fingirdeşenlerle, cehennemin en alt katında zebanilerden tokmak yiyenler arasındaki kadar, fark vardır. Örnek veriyorum; Onur Öymen, Deniz Baykal, Önder Sav... Bu gruptakiler Onur Öymen gibi insanlık suçu işleseler de sorgusuz sualsiz cennete giden melekler gibi hesaba tabi tutulmazlar.
İki; CHP’ye can ve kan verenlerin grubu. Bu gruptakiler Alevilerdir, genelde de Kürt Alevisi. Hani mafya filmlerinde dayak arsızı adamlar vardır ya, mafya babası her defasında “uzat ulan yanağını” der, onlarda her defasında “buyur baba” diye yanak uzatırlar ya, bu gruptakiler işte o figüranlardır. Her defasında kazık yemelerine rağmen, halkın oylarını götürüp birinci gruptakilerin eline sayarlar. Örnek mi istiyorsunuz; Kemal Kılıçdaroğlu, Nurettin Sözen, Yılmaz Ateş, Mehmet Moğultay… O kadar çok varlar ki hangi birini sayayım…
Teşbihte hata yok derler; Karbüratör işlevi gören bu kesim, Nizip dolaylarında kaçakçıların mayın tarlasına sürdükleri kurbanlık katırlara benziyorlar. CHP’nin bir yamuğu mu çıktı, bakanlık makanlık gibi koltuklarla kandırılan bu sefillerin kulağından tutulup mayınlı alana sürerler. Üç beş şaşalı günden sonra, hırsız ve arsızlıkla yaftalanırlar, sonra tarihe gömülüp giderler. CHP’nin çöplüğü bunlarla dolu.
CHP’nin tanımı tam olarak bu.
Kutu Deresi bombalandığında da, Seyit Rıza asıldığında da, koca yürekli adam Alişer, bir mağarada hunharca vurulduğunda da, gebe kadınların karnı deşildiğinde de, soykırım esnasında genç kızlar namusları kirlenmesin diye kendilerini Munzur Vadisi’ndeki kayalıklardan ölüme yolculadıklarında da CHP iktidardı. Bunlara rağmen Kürt Alevi ve CHP aşkı hiç bitmedi. O yüzünden Onur Öymen’in Kürtleri Dersim Katliamı’yla tehdit etmesinden sonra Alevi Kürtlerin sokağa çıkıp CHP’yi protesto etmelerini ne anlamlı buluyorum ne de inandırıcı. Biliyorum ki en yakın seçimde Aleviler ile CHP’nin aşkı yeniden alevlenecek.
Ha!
Başta Dersim olmak üzere Kürt illerindeki CHP örgütleri toplu bir şekilde istifa etseydi o zaman “helal size” derdim.
Bağrışmaları inandırıcı bulurdum.
Bu defa Kürt Aleviler akıllandı, derdim.
Kaldı ki, Onur Öymen’in bu çıkışı sanıldığından daha pis kokuyor. Bana öyle geliyor ki Alevilik kullanılarak, zor bela oluşmuş Kürt halkının birlikteliği hedef alınmıştır. Burada bir ince ayar var, milimlik hesaplar var.
O konuşmada, Dersim gibi Şeyh Sait’in ismi de geçiyordu. Şeyh Sait olayının kaderi ile Seyit Rıza olayı arasında hiçbir fark yoktur. Birinde Dersim İskân yasası ile Kürtlerin kanına girildi, öbüründe ise İstiklal Mahkemeleri’yle. Peki, neden Alevi Kürtler Dersim Katliamı çıkışına tepki gösteriyorlar da, Şeyh Sait çıkışına tepki göstermiyorlar?
Biliyorum, bu soru dinci Alevilerin hoşuna gitmeyecek. Ama bilinmesinde de fayda var.
Sünni Kürtlerin meydana dökülüp, Alevi Kürtlere omuz vererek hesap sormamaları ise başka bir gaflet. Pis koku dediğim de bu zaten. Bildik bir senaryo yani; Parçala, böl, yönet!
Muradım odur ki, hayatı dileye dişleye ayakta durmaya çalışan bu mazlum halk yeni bir Osmanlı tezgâhına düşmesin.
Yazar: M.Salih Erol
Tarih: 2009-11-22