Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Duran Kalkan'a(2)
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
“Büyük Felaket” mi, Soykırım mı?
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Aynı hikaye
Hasan Bildirici
Aydın Dere
2008 geride kalırken
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 63

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 


Gülmüş ile Çürükkaya arasındaki farklar
M.Salih Erol
M.Salih Erol

Tarih: 8 Ekim 08-0 Pazartesi


ŞÜKRÜ GÜLMÜŞ İLE SELİM ÇÜRÜKKAYA ARASINDAKİ FARKLAR

İki muhalifin karşılaştırmalı hikâyesidir...

İki muhalifin karşılaştırmalı hikâyesidir...

Bir; Şükrü Gülmüş’ün sermayesi, kezzap tadında kallavi küfürler bileşkesidir. O yüzden etkisi kulak zarına değdiği ana kadardır.

Selim Çürükkaya’nın kelimeleri ise, acı çekerek pişmiş mulayim delikanlı görünümlü olduğundan, insana “eyvallah baba” dedirtir.

İki; Şükrü Gülmüş’ün bütün hikâyesi “Ben, illa da ben.” cümlesi kadar kısadır. Sürükleyici olmayan, merak uyandırmayan, sadece zamanı öldürmek için seyredilen, ucuz yapım bir dizi gibi etkisizdir de denilebilir.

Selim Çürükkaya’nın hikâyesi ise, “Hani benim sevincim nerde, bilyelerim, topacım, kiraz ağacında yırtılan gömleğim? Çaldılar çocukluğumu habersiz...” cinsinden ahaliyi yüreğinden yakalayan bir matematiğin ürünüdür. Ve Yahudi Soykırımı’nı anlatan Hollywood yapımı Kara Kitap filmi kadar etkilidir.

Üç; Gülmüş, Yunan mitolojisindeki tanrılardan Nergisus gibi hep kendine aşıktır.

Çürükkya ise, daha çok Prometheus pozlarıyla bilinir.

Dört; Ş. Gülmüş, kendine rakip gördüğü biri aleyhinde bildiği bir harf kadar küçücük bir delili canavara dönüştürür. Sonrasında, bu canavarı rakibinin üstüne üstüne salma gibi bir ruh haline bürünür. Buna, refiklerini satırla enseden vuran Hizbullah Taktiği’de denilebilir.

Selim çürükkaya ise, Cervantes’in kahramanı Don Kişot’un yel değirmenlerine savaş açtığı gibi sistemlerle kavgaya tutuşmuştur.

Beş; Ş. Gülmüş, övülmeyi sever. Kimse övmeyince de, o meşhur masaldaki kötü kalpli kraliçenin aynanın karşısına geçerek “Ayna ayna, var mı benden güzeli?” demesi gibi, kendi kendini överek psikolojisini tatmin yoluna gider.

Selim Çürükkaya ise, sağır sultan duysun diye dertlerini anlatmayı sevda edinmiş.

Altı; Şükrü Gülmüş, örf, adet, vefa, dostluk gibi insana özellik katan güzelikler silsilesine aldırış etmeden namahremi neşr eder.

Selim Çürrükkaya ise, nasırına basılmadığı sürece sesiz sedasız meramını anlatır.

Yedi; Şükrü Gülmüş’ün yazıları, ilk okul çocukları için yazılmış Kemalettin Tuğcu’nun hikâyeleri gibi, ilk satırı okunduğunda sonrasını ezbere bildiğiniz, kurgusu, teması, ihtivası hiç yok denecek kadar az olan notlardır.

Selim Çürükkaya ise “Ergenakon”, “Ertuğrul Özkök”, “Derin devlet” gibi çetrefilli ağır konular işler.

Sekiz; Ş. Gülmüş’ün yazılarını sürekli takip etmeye gerek yoktur. Mesela, Gülmüş’ü takip eden biri, takip etmeye ara verip, birgün “acaba bizim Şükrü ne yazmış?” diye merak etse görecektir ki kaybettiği birşey olmamış. Çünkü, aradan bir milyon uzay yılı geçse de Ş. Gülmüş, divan edebiyatındaki kafa ütüleyen feilatûn-feilatûn- feilün-mefaûlün nakaratı gibi aynı ezberi tekrarlamaktadır.

S. Çürükkaya ise, gündemi iyi takip eden biri olduğundan “acaba ne yazmış?” diye merak uyandırmayı beceriyor.

Dokuz; Ş.Gülmüş, Nasneme’deki yazılarında ikide bir “Nasname, Şükrü Gülmüş demek değildir.” Demek süretiyle psikologların dahi formüle etmekte zorlanacakları tarzda acaip mi acaip bir narsizim sergilemektedir.

Çürükkaya’da ise, Kürtlerde belirgin olan “ben hastalığını”, harflerin arasına gizleme başarısı vardır. O yüzden okurken insanın canını acıtmıyor.

On; Şükrü Gülmüş’ün halet-i ruhiyesi, Ugandalı İdi Amin’in ki gibi aşure kıvamındadır.

Selim Çürükkaya’nın ruh hali ise, Ahmet Arif’in “Vurun ulan, vurun. Ben kolay ölmem. Ocakta küllenmiş közüm, karnımda sözüm var halden bilene...” Dizelerindeki gibi asilik sergileyen bir ruh halidir.

Hikâyenin ebcedi şudur;

Şükrü Gülmüş; Kendi gömleğiyle dahi geçinemeyen eyyamcının biridir.

Selim Çürükkaya; Çektiği ezanın peşine düşmüş ve günün sonunda günahlarını çıkarıp rahatlamak isteyen bir nasrani olma derdindedir...



  
M.Salih Erol
salihmehmet_1@hotmail.com




Bu köşe yazısı 3078 defa okundu. Toplam 516 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


[ Geri Dön: M.Salih Erol ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.