Kürt basını, siyaset adına ne kadar konu varsa hepsini tartışma konusu yapmıştır. Lafın tam manasıyla, basınımız siyaset mezarlığı gibi. Böyle demekle boyumuzdan büyük laf etmiş olmayız. Lakin, bizi ilgilendiren siyasi çözümlemelerden tutunda, bilmem ne cumhuriyetindeki siyasi gelişimlere kadar her şey var Kürt basınında. Üstelik bu konularda yazan herkes burnundan kıl aldırmayacak kadar kutbul azam. Bağırıp-çağıran, slogan atan, sağı solu haşlıyan bu adamlar, Uganda’nın iç meselesi hakkında şakır şakır fikir döktürecek kadar ciddiler. İşin en garibi ise hepsi rağbet görüyor. En çok da birbirlerinin canını incitirler. Güçleri kimseye yetmez zaten.
Ama,
Para gibi hayatımızın vazgeçilmezi ve siyası hak arayışlarının başarısı için gerekli olan önemli bir malzemeye dair tek cümle eden yok. Kürt gazetelerinin büyük çoğunluğunda ekonomi sayfası yok. Olanlarda ordan burdan aşırma.. Oysaki, yazının göerevlerinden biri, bir ulusun sermayesini korumak ve yönlendirmektir.
Neyse, Kürtlerin parasına dönelim…
Kürtlerin, kimliği, yaptırım gücü, itibarı olmayan ve avare avare ortalıklarda gezinen tonlarca parası var.
Daha keskin bir ifadeyle söyleyecek olursak, Kürt sermayesi vardır, hem de küçümsenmeyecek düzeyde bir sermaye. Yukarıda da söylediğimiz gibi, ama başıboş bir sermaye. Serseri mayına benzer. Yağmurun yağışıyla nereye kaydığı ve ya kayacağı belli olmayan mayın gibi, Kürt parasının da akıbeti ve rotası hiç belli değil. O yüzden, yaptırım ve iktidar gücünden yoksunudur. Amiyane tabirle kimse tınlamaz.
Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, ekonomik güç ve özgürlük hareketleri tamamen beraber yürürler. Biri olmadan ötekinin başarılı olması mümkün değildir. Günümüzde ise ekonomik gücü olmayan hiç bir özgürlük hareketinin başarıya ulaşması olası değildir. Çünkü;
Para teknolojiye eşittir, teknoloji ise güce. Dünyanın en güçlü sermayesi Yahudi sermayesinin, parayla Araplardan toprak satın alarak orada bölgenin en güçlü, dünyanın ise güçlü devletlerinden biri olan İsrail Devleti’ni kurmuş olmalarını örnek olarak ele almak yeterlidir sanırım. Geçmişte zulüm görmesine rağmen, günümüzde mazlum Filistinli çocukların kol ve bacaklarını kıran Yahudilere dünyanın ses çıkar(a)maması, sanıldığının aksine Yahudilik ile Hırıstiyanlık arasındaki akrabalık bağlarından kaynaklı değil. Bu suskunluk tamamen Yahudi sermayesinin örgütlü gücünden kaynaklanmaktadır. Coca-colasız, Mc Donald’sız, Pepsi’siz bir Amerika düşünülebilir mi? Düşünebiliyor musunuz, bu firmaların Amerika’dan çekilmeleri sonucu meydana gelecek felaketleri!
Bırakın Amerika’yı, dünyanın hangi gelişmiş ülkesi, ya da hangi lideri büyük ölçekli Yahudi şirketlerinin kendilerine sağladığı ekonomik refahı, öldürülen Filistinli gerillalara değiştirebilir? Malesef, işimize gelse de gelmese de sermayenin acımasız gücü böyle bir şeydir.
Günümüzdeki örgütlü Yahudi sermayesi, hangi ülkeden çekilirse çekilsin o ülkede kaos olur. Yahudilerin ekonomik gücünden dolayı, yaptıklari zulümler ancak ve ancak belirli ülkelerin marjinal grupları tarafından protesto edilebilir. Hepsi o kadar. Zaten, kimseler de duymaz bu protestoları. Yineleyecek olursak, dünyanın Yahudi zulmü karşısındaki sessizliği, örgütlü Yahudi sermayesinin İsrail’e sağladığı güçtür. Bu örneklemeden hareketle, hak arayışı içinde olan Kürtler ve Para ikilemi derinlemesine incelenmeli ve tartışılmalıdır.
Kürt sermayesinin bir kimliği yok demiştik. Aslinda Kürt ekonomisinin kimliksizliği ve örgütlü olmayışı renksiz ve tahamülsüz köylü kılıklı Kürt siyasetinin bir çıktısıdır. Kürtler kendilerini köy zihniyetinden sıyırmadan şehire taşıdılar, ya da bir kısmı taşınmak zorunda kaldı. Bu sosyolojik olgu, köy kimlikli siyasi bir anlayışla birlikte köy beyinli bir ekonomik yapı oluşturdu. Bakkal, manav, lokanta gibi küçük ölçekli işletmelerin ötesine geç(e)medi. Bunlarda örgütlen(e)mediler. Bunun sonucunda ise, yollara rastgele döşenmiş mayın görünümlü ve sahiplerine dahi yeterli olmayan bir ekonomik yapılanma oluştu. Böylesi bir ekonomik yapılanmanın bırakın toplumları etkileme gücünü, kendi varlığını idame ettirmesi dahi kuşkulu ve zorludur. Dolayısıyla, Kürt ekonomisinin, kimliksizliğini ve muhattap alınmayayışını göz önüne alarak, Kürtler para kullanmayı bilmezler, desek doğru bir tespit yapmış oluruz.
Bir sonraki yazımızda daha derinlikli bir açılım yapmak üzere yazıyı burda noktalıyalım.