Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Devlet ve PKK
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Uçurum Atlıları
Hasan Bildirici
Aydın Dere
Et ve tırnak yalanı
Aydın Dere
   
  
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.
   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   RÖPORTAJ


www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 89

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 


Kürtler para kullanmayı bilmezl(2)
M.Salih Erol
M.Salih Erol

Tarih: 25 Temmuz 2009 Cumartesi


Bir önceki yazımızda, “Kürt sermayesi örgütlü bir sermaye değildir. Örgütsüzlüğü dolayısıyla da yaptırım gücü yoktur.” Demiştik. Bu haliyle sorunlar karşısında kendini dayatma ve ya kendin varlığını idame ettirme gücü ya yoktur, ya da yok denecek kadar cılızdır. Gerek ülkede, gerekse diasporda Kürtlerin küçümsenemeyecek kadar sermayeleri var. Ama örgütlü olmayışından ötürü sosyal alanda etkinliği olmadığı gibi ekonomik alandada etkili değil. Hatta, bu haliyle “Kürt Sermayesi” demek bile doğru değil . Kürtlerin parası dünyadaki birçok ülkenin sermayesinden daha fazla olmasına rağmen kavram olarak “Kürt sermayesi” demek mümkün değil. Bulundukları ülkeninin sermayesi olarak anılır. Türkiye’de Türk parası, Almanya’da Alman parası, İran’da Fars parası, Rusya’da Rus parası...Örnegin Avrupa ülkelerinde lokantacılık sektörünü ellerinde bulunduran Kürtler eğer örgütlü olabilmiş olsalardı yaşadıkları toplumların yönetim yapılarına karşı kendilerini dayatabilme güçleri olurdu. Bırakın etkili olmayı, hizmet verdikleri toplumların ticari alışkanlıklarının bile çok gerisındeler. Markalaşabilmiş kişisel kurumları, yok, standartları yok, hatta ticari kaideleri bile yok. Marka gibi görünenler ise spot üretici düzeyindedirler. Bu halleriyle tüketici ile üretici arsındaki siradan ucuz işçi vazifesi görürler. Dolayısıyla, ticari kaygıları çok büyük ve gelecekleri belirsizdir.

 

Üretici ve örgütsüz olduklarından kâr marjları da oldukça düşüktür. Kârlarının düşüklüğü beraberinde  kalite düşüklüğünü getiriyor. Haliyle bunun sonucu, düşük gelirli ve düşük kültürlü bir müşteri yapısıdır. Ekonomik güçlerinin geniş çaplı olmayışı yaşadıkları toplumlardaki konumlarını da belirliyor. Açık bir ifadeyle, Kürtler,  işveren olmalarına rağmen, yaşadıkları batı toplumlarında Avrupai gecekondu hayatı yaşamaktadırlar. Bu durum maddi anlamda olmasa da kültürel ve sosyal olarak böyledir. Daha arabeski bir ifadeyle, Kürtler yaşadıkları toplumların zencileridir. Çünkü örgütlü sermaye beraberinde sosyal statü getiriyor. Buna, sermaye-yaşam kalitesi ilişkisi demek daha yerinde.

 

Diasporada yaşayan Kürtler kolay kolay bir araya gelmezler, ancak siyasi kuruluşların organizasyonlarında bir araya gelebiliyorlar. Bu organizasyonlar ise çekişme içerikli, birbirini seven- sevmeyen ikilemine dayalı. Ya şu partinin ya da bu örgütün denetiminde. Oysaki sermayenin düzenlediği toplumsal buluşmalar öyle değildir. Çünkü paranın dini dili yok. Sermayenin düzenlediği birlikteliklerde amaç, hitap edilen kitleyi mutlu kılabilmekir. Dolayısıyla  sermayenin düzenlediği buluşmalar hem güvenliklidir hem de ferah. İnsanlar böylesi yerlerde kendilerini yaşarlar.

 

            Kürtlerin, sermayenin başıbozukluğunu gidermek ya da sermayenin gücünü kullanmak için girişimleri olmuştur. Öreneğin çoğumuzun yakinen bildiği KARSAZ olayı var. (Avrupa’daki Kürt işverenleri bir araya toplamak amacıyla kurulan ekonomik bir birliktelik. ) Bir ticaretci olarak bu fikir beni çok heyecanlandırmıştı. Örgütlenmeyi, siyasi örgütlenmeler kadar anlamlı  bulmuştum. Çünkü dünya konjoktürü göstermiştir ki hiç bir özgürlük hareketi ekonomik temelleri olmadan başarıya ulaşamaz.

 

Ancak...

 

Birçok şey gibi, bunu da içinden çıkılmaz bir görüntüye kavuşturduk. Nerdeyse çorbamıza tuz diye kullandıgımız çarpık ve yamuk siyasetimizi buraya da bulaştırdık. Elbette ki ekonomi ve siyaset ilişkisi vardır ve bu kaçınılmazdır. Ama KARSAZ olayında siyaseti malesef baş köşeye oturttuk. KARSAZ çok kısa zamanda savaştan gelen insanlar tarafından yönlendirilmeye başlandı. Savaş psikolojisiyle siyaset yapan dağ kadrolarının ekonomideki başarı şansını aklı başında kimsenin tartışma konusu yapacağını tahmin etmiyorum. Bu nedenle KARSAZ Kürt ekonomi çevrelerine ulaşmada başarısız olmuştur.

 

Oysa ki...

 

KARSAZ, ekonomide kominleşmeye yol açarak sermayelerimizi birbiriyle tanıştırıp, yeni bir toplumsal yapılanmanın sebebi olabilirdi. Eğer dediğimiz bu hususlar gerçekleştirilebilmiş olsaydı Kürt siyasetinin şu anki kaos durumu belki olmazdı inancındayım. KARSAZ’ın desteği ile kurulan, Avrupa’nın değişik ülkelerindeki Kürt yatırımcıların bir araya gelerek kurdukları şirketlerin kaderlerini bilenler neyi tam olarak tartışmaya açmaya çalıştığımızı anlayacaklardır. O şirketlerin yerlerinde yeller estiği gibi, kıymık kıymık emeklerini toplayıp o şirketlere yatırım yapan yüzlerce Kürdü mağdur etmiştir. İşsin en can acıtan yanı ise, Kürt basını, kendi yalnışlarımızı tekrar etmeme adına da olsa bu faciadan tek satırlık bir yazıyı dahi çok görmüştür.

 

Tekrar etmek gerekirse..

 

 Kürt sermayesinin örgütlülüğü olmadan Kürtlerin davalarında başarılı olma ihtimalleri düşüktür. Ekonomik temeller üstüne oturmuş dünyada, kimse kimsenin kaşına gözüne hayran değil.

 



  
M.Salih Erol
salihmehmet_1@hotmail.com




Bu köşe yazısı 2269 defa okundu. Toplam 844 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


[ Geri Dön: M.Salih Erol ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2009 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.