Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Devlet ve PKK
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Uçurum Atlıları
Hasan Bildirici
Aydın Dere
Et ve tırnak yalanı
Aydın Dere
   
  
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.
   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   RÖPORTAJ


www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 82

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 


Ertuğrul Özkök’ün iyi niyeti!
M.Salih Erol
M.Salih Erol

Tarih: 11 Ağustos 2009 Salı


Kendi ifadesiyle, “leş”, “bölücü başı”, “bebek katili”, “eli kanlı örgüt” gibi pis yaftaların mucidi olan Ertuğrul Özkök, son zamanlarda Kürt Sorunu için sık sık “uzlaşı” dan bahs ediyor. Mahcup gibi görünen, ama gölgelerinde halen kin barındıran cümlelerle Kürt tarafını ikna etmeye arayışında. Olan olmuş, ölen ölmüş gelin fitleşelim, demeye getiriyor. İnandırıcı olabilmek için de, siyaset işportasında tonu bir kuruşa satılan ve iyi bildiğimiz o yılgın cümlelerle devlete yükleniyor gibi yapmayı da ihmal etmiyor!

Özkök’ün “devlete eleştiri” diye gözümüze gözümüze soktuğu laflardan daha fazlasını, Eyyub’un sabrından daha yoğun bir sabırla yoğrulmuş Kürt iradesi karşısında bitap düşmüş Türk Ordusu’nun en şahin generalleri de söylüyor.

Özkök’ün keyfi kaçacak ama,

Aldatıla aldatıla, güven hisleri elek gibi delik deşik olan Kürtler, artık yemiyor. Bu halkın, haksızlığa uğraya uğraya iç organları bile nasırlaştı, artık ucuza fit olmuyor ve olmayacak. Üç- beş nöbetine tekme tokatla kaldırılan Kürt Memet öleli çok oldu yani.

İçi boş bir tenekeye benzeyen “uzlaşı” gibi kavramlar, eskilerin deyimiyle hayalle iştigaldır.

Bu şuna benzer; Türiye’de, Ermeni- Türk dostluğunu ya da Yunan- Türk dostluğunu savunan ve sayıları hayli fazla olan insanlar var. Bu gruplar, zaman zaman bir tarikatın müritleri gibi bir araya gelerek, Ermeni Duduk’u dinlemek ya da hep beraber Yunan Sirtaki’ si oynamak gibi eylemlerle dostluklarını sergilerler.

Ama,

Ne Ararat’ın öte yüzünde, ne de Selanik’in araka mahallelerinde böyle bir dostluk var.

Çünkü;

Ararat’ın öte yüzü de, Selanik’in arka mahalleri de yaslıdır. Halen yurtalarından sökülüp atılmayı anlatan kara tarihlerine ağlarlar. Yaşam böyle birşey işte; İnsanlar kolay kolay acılarından vezgeçmiyor. Onlar vazgeçse de, gölge gibi takipte olan acılar yakalarını bırakmıyor. Dolayısıyla, Kürt tarafına yaşatılanların bedeli verilmedikçe “uzlaşı” denilse ne denilmese ne?

İnsanların iyi niyetinden peşinen şüphe duymak doğru değil, ama Ertuğrul Özkök’ü kendi vicdanıyla muhasebeye çağırıyoruz. Her salisesi ve her sahnesi mücadele ve emekle geçmiş, kan ile yoğrulmuş Kürtlerin kendilerini Ankara’ya dayatma hamleleri olmasaydı Özkök, bugün söylediklerini söyleyebilecek miydi?

Özkök, Türkiye’nin önemli teknokratlarından biri. Evet evet, yalnış okumadınız “Teknokrat” kavramını özellikle kullanıyorum. Özkök, gazeteci olmasına rağmen devletin kılığına-kıyafetine, şekline-şemalına ayar veren önemli adamlardan biri. Başında bulunduğu Hürriyet Gazetesi’de devletin işiten kulağı, konuşan dilidir.

Kürdün kara talihi haline gelmiş bu pis savaşta Türk ordusundan bir asker yaşamını yitirdiğinde asla ve asla “Oh!” demedim. Diyemem de. Neticede ölüm ölümdür ve ölüm düştüğü ocağı kavurur. Bir Kürt gerillası yaşamını kaybederken yüreğimi yangın yerine çevirdiği kadardan daha az etkilememiştir Yozgatlı, Çorumlu bir askerin ölümü. Ölüm haberlerini duyduğumda eli kınalı bir gelin, başı yaşmaklı bir anne, kasketi yana düşmüş yas yüzlü bir baba gibi yüreğimin burkulmuşluğu çok olmuştur. Benim gibi düşünen sürüyle Kürt aydını bilirim. Özkök’ün Hürriyet’in de ise, uzlaşmaya çalıştıkları halkın çocuklarından biri toprağa düştüğünde, ölüye saygı ilkesini hiçe sayarak , geride kalanların duygularına aldırış edilmeden “hain”, “leş”, “terörist” gibi onlarca pis ithamda bulunuldu. Bunların matematiği yapılıp sağlaması yapılmadığı sürece “uzlaşı” desen ne demesen ne?

Diyelim ki Ertuğrul Özkök, bu yazdıklarını Kürtlerin inatçı ve haklı taleplerine yenilmişlikten dolayı değil de tamamen insani duygularla yazıyor. Yangın yerine dönmüş Kürt ellerinin manzarasından bir insan olarak etkilendiği için yazıyor. O zaman kendisine kısacık iki önerimiz var;

Bir; Başında bulunduğu Hürriyet Gazetesi’nin tepesindeki “Türkiye Türklerindir.” sloganını çıkarmakla işe başlasın.

İki; Bu kirli savaşta, Türklerden olduğu gibi Kürtlerden de yığınlarca mağdur var, gerçeği ile yola çıkarak “ Devlet, savaş mağduru Türklere maddi ve manevi destek de bulunuyor, bu desteğin aynısını Kürtlere de sunmalı. ” desin. İnkâr ve imha politikalarının Kürt diyarlarında oluşturduğu maddi ve manevi tedaviyi devletten dilesin. Daha öz ifadeyle, her mana da, ama her manada Kürt eşittir Türk, desin...

Ha!

Bunları yapamıyorsa eğer, kendisine tavsiyemiz, Kürtlere yol haritası çıkarmaktan vazgeçsin. Uzlaşı-muzlaşı gibi koftirik kavramlarla zihinleri bulandırmasın.



  
M.Salih Erol
salihmehmet_1@hotmail.com




Bu köşe yazısı 1851 defa okundu. Toplam 612 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


[ Geri Dön: M.Salih Erol ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2009 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.