Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Devlet ve PKK
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Uçurum Atlıları
Hasan Bildirici
Aydın Dere
Et ve tırnak yalanı
Aydın Dere
   
  
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.
   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   RÖPORTAJ


www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 87

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 


Uğur böceği ve Kürt
M.Salih Erol
M.Salih Erol

Tarih: 10 Ekim 2009 Cumartesi


Küçüklüğümde kuzu otarırdım. Köyümüzün, vadi, dağ, dere ve düzlüklerden oluşan kocaman bir arazisi var. Kanser illetine yenilen, Nihat adında bir arkadaşım vardı. İkimiz de kelimelerle anlatılamayacak kadar haylazdık. Bunu bilen ailelerimiz, zavallı kuzuların selameti için, bir araya gelemeyelim diye, sabah erkenden ayrı ayrı yönlere gönderirlerdi bizi. Ama biz, her defasında ne edip edip bir araya gelmeyi becerirdik. Mesafe kısa ise eğer, sadece ikimizin anlayabileceği şekilde ıslıklaşarak bir yerde buluşurduk. Yok, eğer mesafe uzaksa yüksek birer tepelik bulup işaret yoluyla haberleşirdik. Buluşmadan sonra ise nereye gideceğimizi biz belirlemezdik. Rehberimiz uğur böcekleriydi. Yöntemimiz çok basitti. Kengerlerin dibine sığınmış bir uğur böceğini elimize alırdık. Minnacık ellerimizin üstünde bir o yana bir bu yana gidip gelen böcek, sonra herhangi bir yöne doğru “pırrr” diye uçardı, o yön bizim kuzu otlatma yönümüz olurdu. Sonra ver elini oyun.

Ve…

Son bahar geldiğinde kuzu tüccarları gelirdi köyümüze. Bilenleriniz bilir; Köylüler, dişi kuzuları koyun yapmak üzere ayırır, erkekleri ise satarlar. Tüccar, öyle her kuzuyu almaz. Sürünün içine dalar, el yordamıyla kuzuların sırtını yoklar, çelimsiz olanlarını ayıkladıktan sonra geriye kalanları satın alır. Normal şartlarda bu ayıklama işi yirmide bir ya olur ya olmaz. Ama kuzu tüccarı, rahmetli Nihat ve benim otardığımız kuzuların abartısız yarısını almazdı. Çünkü biz haylazlık yaparken zavallı kuzularımız, çoğu gün aç ya da susuz kaldıklarından dolayı çelimsiz olurlardı.

Bize ne senin kuzularından demeyin.

Kürt Sorunu hakkındaki tartışmalarda, Kürt tarafının tutumunu acayip derecede bizim uğur böceğinin peşine takılıp, kuzu otlatmamıza benzetiyorum. Umarım, akıbeti bizim kuzuların akıbetine benzemez.

Nerden bir yel esse, Nihat’la uğur böceğinin peşine takılıp kuzu otlatmamız gibi, bizimkiler samanını alıp o yöne doğru seğirtiyor.

Etmeyin, eylemeyin! diye çığlık atıyoruz, duyan kim. Yaza yaza parmaklarımız nasırlaştı.

Gün geçmiyor ki, Kürtlükle alakası olmayan, sadece bu konuda yazmak ve konuşmak suretiyle geçimlerini sağlayan cenahtan birileri Kürt Sorunu konusunda bir şeyler pırtlatmasın. Bakıyorsun, bizimkiler işi gücü bırakmış çözüm diye bu pırtlatılmış şeyi tartışıyor. Mesela, toplumsal olaylarla alakası olmayan, ömrü boyunca ayakkabısı çamura bulaşmamış, hayata dair bildiği tek şey, yemek, içmek ve gezmek olan adamın biri, süslenip püslenip bir televizyona çıksın ve desin ki, “Afrika’nın bilmem ne devletinde, fi tarihinde kabileler arasında sorunlar varmış. Bir gün, kralın biri çıkmış ve bu sorunları bilmem ne yöntemiyle çözmüş.” Bakarsın bizimkiler, kellikten kurtulmak için sağdan soldan duyduğu alakalı alakasız ne varsa başına süren adam gibi, yaşamdan bihaber bu adamın dediklerini çözüm yolu olarak tartışıyor. İşin en hazin yanı ise kendilerini inandırmış olmaları yetmiyormuş gibi, halkı da inandırmaya çalışıyorlar.

Oysa ki,

Çözüme ilişkin model üretmek, ya da modeller içinden model beğenmek en son Kürtlerin işi olmalı.

Oysa ki,

Kürtler adına piyasada dolaşanlar, ucuz numaralara başvurmadan, nasıl ki alacaklı olan biri, köy meydanında göğsünü gere gere borçlu olandan hesap soruyorsa, yumruğunu masaya vura vura hak talebinde bulunmalıdırlar.

Ha!

Söylenecekse eğer bir çözüm yolu, şu söylenmeli; Bu işi, ya federasyon veya onun formatında bir şeyler temizler, ya da bu keşmekeş hal devam eder.

Bu kadar.

Üçüncü bir şıkkı tartışmak, şu mu iyi bu mu iyi demek, rüzgâra karşı uçurtma uçurmaya benzer ki, bunun adı da eblehliktir.



  
M.Salih Erol
salihmehmet_1@hotmail.com




Bu köşe yazısı 1328 defa okundu. Toplam 480 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


[ Geri Dön: M.Salih Erol ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2009 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.