Bundan önceki yazımda, “Dinci Aleviler” diye bir laf kullanmıştım. Bu yüzden Alevi arkadaşlardan tepkiler aldım. “Neden tepki gösteriyorsunuz?” diye, gocunacak değilim. Yazmanın mahsullerinden biri de tepkileri göğüslemektir. Bu başka bir şey. Ama yanlış anlaşılma olunca insanın canı yanıyor. Kimse yanlış anlaşılmak istemez herhalde…
Arkadaşın biri de hızını alamayıp “Utanmaz adam, neden Alevilere hakaret ediyorsun?” diye nahoş bir eleştiri göndermiş.
“Tersten okumak” dedikleri şey bu olsa gerek.
Alevilere hakaret etmek mi?
Abooooo!
Asla! Hem de milyon defa asla!
Ey canlar!
Bir ramazan günü, namaz esnasında Hz. Ali’ye saplanan katil Şebib’in kılıcı bana saplansın ki,
Derisi yüzüldükten sonra, bir hafta boyunca cesedi halka gösterilen Nesimi gibi derim yüzülsün ki,
“Enel hak” dediği için taşlanarak şehit edilen Hallac-ı Mansur’a değen taşlar bana bana değsin ki,
Alevilere hakaret etmedim, etmem de.
Ve yine,
Adıyaman’daki Aziz Dede, Erzincan’daki Derviş Cemal, Tokat’daki Keçeci Baba, Dersim’deki Munzur Baba, Urfa’daki İmam Bakır üstüne yemin ederim ki,
Jiletten daha keskin Zülfikâr, Rüzgârdan daha hızlı Düldül üstüne yemin ederim ki,
Tahtacı Semahı ve Doğan Dede Ocağı üzerine yemin ederim ki,
Hatta ve hatta, Tevrat, Zebur, Kur’an ve İncil üstüne yemin ederim ki,
Alevilere hakaret etmedim, etmem de.
Ey pirler, ey talipler!
Yazgısı kara olan o talihsiz yazıda, kısacık iki şeyi gizledim satırların gölgesine;
Bir; “İyi adamdır, bizdendir” diye seçtiğiniz adamların hepsi götürüp oylarınızı CHP’ye ucuza satıyor. Ne olur, bundan sonra kendinizi kazıklattırmayın!
İki; Kürtlüğünüzü Aleviliğinizin arkasına itmeyin. Tersinden söyleyecek olursak; Aleviliğinizin başını biraz daha fazla okşamayın.(Bu ikinci maddeyi tüm Aleviler üstüne almasın sakın! yoksa yanlış anlaşıldığıma dair ikinci bir yazı döktürürüm haberiniz ola.)
Ey Canlar siz söyleyin;
Bu kelamın neresi hakaret, nesi günah, neresi bühtan?
Bakınız Canlar;
Bizim topraklarda ne zaman ki, dini bir inanış milliyetin önüne konulmuşsa fitne olmuştur, fesat olmuştur, kan akmıştır.
Ne zaman ki üstü başı yaralı bu halk, mecalini toplayıp ayakları üstünde durmaya çalışmışsa “sen şu mezheptensin, öteki şu dinden” denilerek öz kardeşine düşman edilmiştir. Alın size örnek; Sünni Kürtler az mı Alevi ve Yezidi kardeşlerinin huzurlarını kaçırdı, onları taciz etti, yurtlarından kovacak kıvama getirdi?
Ya da en iyi ihtimale dindeki kardeşlik ilkesi kullanılarak bu halk derin uykulara daldırılmıştır. Örnek mi istiyorsunuz? Dini hassasiyeti olan çevrelerle daima kavga halinde olan Genel Kurmay Başkanlığı, Kürtlerin haklı olan başkaldırısını hiç etmek için helikopterlerle Kürt köylerine ve dağlarına az mı hutbe yağdırdı!
Ey pirler ve ey talipler,
Az kalsın unutuyordum. Yakın tarihteki Alevi katliamlarına bakmanızı da istiyorum.
Nerde olmuştu bu katliamlar?
Dersim, Çorum (Yanılgıya düşmeyin, Çorum’daki Alevilerin çoğunluğu Dersim ve Koçgiri Katliamları’ndan kaçıp oraya yerleşenlerdir.) Maraş ve Gazi Mahallesi.
Oysa İzmir’den tutun da Toros Dağları’nın eteklerine, Niğde’den tutun da, Yozgat’ın bozkırlarına, Adana’dan tutun da Ankara’nın Keskin’ine kadar Anadolu’nun muhtelif yerlerinde Alevi yaşar.
Buralarda neden herhangi bir katliam yaşanmadı?
Hadi siz yorulmayın ben söyleyeyim; Aleviliklerinin yanında Kürtlükleri yok da ondan.
Peki, böylesi acımasız cümlelerle olayı neşrediyorum diye din-iman işlerine karşı mıyım?
Hayır..hayır..hayır..
Din içtimai hayatımızı düzenleyen güzel kurumlardan biridir. Fakat, her çorbaya katmamak lazım. Eğer dini yaptığınız uğraşın önüne kayarsanız sizden olmayanları “öteki”leitirmiş olursunuz.
Yani,
Din, camii ve cem evinden dışarı çıkıp başkasının hayatına müdahil olmadıkça ziyanı yoktur. Güzelliği de bu zaten.
Meramım budur ey! Canlar. Varın cezamı siz kesin….