Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Cemil Esad'la 5 saat
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Açılım Politikası ve Sivil Darbe Anlayışı
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Bejan ve diaspora
Hasan Bildirici
Aydın Dere
Ankara bu sinsi oyunların farkında mı?
Aydın Dere
   
  
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.
   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   RÖPORTAJ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 1
Misafir(ler) Çevrimiçi: 85

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 


Ölüm tarlaları
Yaşar Kaya
Yaşar Kaya

Tarih: 10 Ocak 2010 Pazar


Türkiye enteresan tarihe sahip bir ülke. Sadece kapatılan partiler mezarlığa değil aynı zamanda bir ölüm tarlasıdır. 1908’den bugüne çalkantılar devam ediyor. Tek parti ve Filipin Demokrasisi dönemlerinde de İttihatçı Zihniyet ve aksiyon bitmedi. Bakın bizim ısrarla savunduğumuz ve neticeye gitmesini arzu ettiğimiz Ergenekon Soruşturması neleri ortaya serdi. Sonundan başlayalım: Uyuşturucu Kaçakçılığı suçundan Hollanda ‘da Cezaevi ‘nde yatan Hüseyin Baybaşin iki gün açıklamalarda bulundu, diyor ki ben Kontrgerilla Eğitimi gördüm. Yerini ve zamanını işaret ediyor. Süleyman Demirel benimle ortaklık yaptı. Ölüm listelerinden haberim olunca Askeri Hakim İlhan Şenel Paşa ‘nın Eşine Villamı bağışladım, tapu kaydına isteyen bakabilir diyor. Ölüm listelerini Demirel hazırladı, Tansu Çiller sadece bunları açıklamada kullanılıdı. Ağar ve Çiller Demirel ‘in tetikçileridir. Behçet Cantürk ü evine giderken sahilyolunda Hüseyin Kocadağ aldı , Ankara ‘ya gideceğiz dedi ve ölüme götürdü. Behçet, Kıbrıs ‘taki banka da Demirel ailesi ile ortaktı, hergün Hacı Ali Demirel ile görüşürdü. İkaz etmeme rağmen yurtdışına çıkmadı, onlara güvendi ama öldürüldü. Kısaca Baybaşin bunları söylüyor. Burada şimdi bir parantez açıyorum.

Ben Ankara ‘da Cezaevi’nden çıktıktan sonra İstanbul ‘a geldim ve Behçet Cantürk bana telefon etti.

“Ağabey eğer bu akşam evde isen ziyaretine gelmek istiyorum,” dedi.

Gece geldi, söyledikleri kısaca şuydu:

“Ağabey kusura bakma, sen tahliye edileli bir ay oldu, geçmiş olsuna gelemedim, çünkü bir aydır Antalya ‘da saklanıyordum. Evvelsi gün geldim, iki gündür emniyetteyim, hem beni çok yordular, hem de çok para verdim. “

Merakla dinledim.

“Beni öldüremezler” diyordu. “arabam zırhlı ve işte iki tabanca taşıyorum. Beni ancak ÖZEL Harp Dairesi öldürebilir. Sen nasıl korunuyorsun merak ediyorum?

“Behçet, benim hiçbir korumam tedbirim yok , imkanım da yok ,” dedim. “Evden çıkıp gazeteye gidiyorum, ben ne tedbir alabilirim ki ?”

Yorgun ve tedirgindi, büyük çapta Türkiye ‘de emlak ve serveti vardı. Sonra da Kutlu Savaş’ın hazırladığı raporda şunlar yazılı idi. “Devlet bile bu adamla başa çıkamadı, Öldürülme kararı verildi, Emniyet Güçleri öldürdü. Bu Emniyet Güçleri Bolu Komando Dağ Tugayı dır.”

Yurdun her yerinden silah ve cephane çıkıyor . Askeri darbeye ramak kalmış, Adam kontrgerillanın ilk silahlarını biz gömdük diyor. Star gazetesinde bu ifşaat iki gün sürdü hem de şahitli ve ispatlı. 1990 lı yıllardan sonra Kürtlere ve Kürt yurtseverlerine, gazeteci , yazar ve işadamlarına karşı zamana yaydırılmış bir cinayet furyası başladı. Buna tarihi bir soykırım ve ölüm tarlası dönemi de denilebilir. Bu dönemin aktörleri Süleymen Demirel, Tansu Çiller, Mehmet Ağar dan ve de Doğan Güreş ‘den hesap sorulmalıdır . Bu devletin Kürtlerle barışabilmesi için bu cinayetlerin açığa çıkarılması ve sorumlularının cezalandırılması gereklidir.

Şimdi bu canilerin bir kısmı mahkemelerde. Bir kısmı da teker teker intihar ediyor. Artık güneşin balçıkla sıvanamayacağı bir yere gelindi: Ya mutlak ve eksiksiz bir demokrasi ya da kaos ve iç çatışma. Hükümet cesaretle demokrasi yolunu açmak istiyor. Herşeye rağmen Kürt sorununun çözümünde halen demokratik diyalog yolu umut vadediyor. Kapılar kilitlenmiş değil, 2010 yılı hem Kürtler hem de Türkiye için bir final yılı olacak. Hükümet kısa vadede bazı kanunları meclise getiriyor, orta vadede ise başka açılım tedbirleri var. Uzun vadede ise anayasa değişikliği yahut bir yeni anayasa var, bu biraz da bir paket bekleyenlere bir cevaptır. Şimdi sormak lazım silahlı kuvvetlerin koçbaşı olan ordunun ve Genelkurmay ‘ın yanında mı? Yoksa yüz yıllık Türkiye ‘yi değiştirmeye niyetlenmiş AKP ve demokrat –liberal cephede mi yer alacak Kürtler? Üzerinde düşünülmeye değer bir sorudur?

Ortaya çıkan gerçeklere göre Ergenekon, silahlı kuvvetler, bürokrasi, güvenlik güçlerinin bir bölümü, CHP ve MHP ‘nin aynı cephede olduğu görüldü. Peki Kürtler bu cephede nasıl yer alabilirler? Meclise gelecek açılım kanunlarına Kürtler redoyu mu kullanacaklar? Yani statüko ve faşizm cephesiyle mi hareket edecekler? Yeni Anayasa ya HAYIR mı diyecekler?

Geçmiş aylarda açılımı sabote eden unsurların yanında mı yer alacaklar? Provakosyonlara karışacaklar mı? Bütün bu merak edilen soruları Kürtler kendilerine sormalıdırlar. Türk halkının sahip olduğu demokratik haklara, özgürlüğe , eşitliğe, refaha Kürtlerin de sahip olabilmesini savunacak olanlar acaba neredeler? Önümüzde meşakketlerle dolu bir süreç var. Bilinen bir tabirle devletin içindeki Sovyetler Birliği yıkılıyor. Bu süreçte Kürtlere düşen değişimden, demokrasiden, liberalizmden, çözümden ve barıştan yana olan cephede yer almaktır.

9-1-2010

Hewler



  
Yaşar Kaya
yasar.kaya@hotmail.de




Bu köşe yazısı 6636 defa okundu. Toplam 739 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


[ Geri Dön: Yaşar Kaya ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2009 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.