Birçok insan gibi, Ak Parti’nin Kürt Sorunu’nu çözemeyeceğini, daha önce ben de yazmıştım. Mecliste yapılan açılım tartışmaları ve yaşanmakta olan gelişmeler bunun kanıtı oldu. Üzücü ama, AKP’nin zihin yapısı değişmedikçe bu meseleyi bundan sonra da çözemez. Böyle bir iddiada bulunmak için, ne gaipten haber veren Medyum Memiş olmak gerek, ne komplo teorisyeni Mahir Kaynak, ne de yerin altındaki karanlık güçlerle haberleşen Yalçın Küçük. Niyetine haram katmayan, kan ve gözyaşından haz almayan sade bir vatandaşın fikrini sorun, o bile bu sonucu size söyler.
Çünkü,
AKP, Devletle husumeti olan bir partidir. Namus meselesi haline getirdiği “Başörtüsü zulmünden” dolayı devletle arası hiç iyi olmadı ve olmaz da. Aslında pek de seküler olmayan devlet, dine dayalı bir yönetim olgusunu kendine düşman görüyor. Bu yüzden devlet, bu partiye bırakın Kürt Sorunu’nu çözdürmeyi sıradan bir meseleyi bile çözdürmez. Çünkü Kürt Sorunu’nu çözen bir iktidar, çok mühim hatalar yapmadıkça iktidarını uzun yıllar boyunca sağlamlaştırmış ve içten içe devleti ele geçirmiş demektir.
Bu demek değildir ki, devlet bu meseleyi çözmek istemiyor.
İstiyor.
Lakin, devletin ne maddi anlamda ne de psikolojik anlamda dayanabilme gücü kalmıştır. Dut yemiş bülbül gibi her zaman tekrar ettiğimizi burada da tekrarlayalım “Kürt Sorunu devlet sorunudur. Devlet “okey” demedikçe hükümetlerin bu meseleyi çözmesi olanaksızdır.” Bu yüzden devlet, Kürt Sorunu’nu çözmeye hiç bu kadar yakın olmadı. Ama bunu Ak Parti’ye yaptırmaz!
Bu şartlarda devletle arası bozuk olan AKP’nin, her tarafına kan bulaşmış ve birilerinin “ekmek parası”na dönüşmüş Kürt Sorunu’nu çözeceğini ummak saflıktan öte bir şey değildir.
Destekleyin veya desteklemeyin, taraf olun veya olmayın, türban yasağı, bir dili yasaklamak, bir kitaba hapis vermek, köy basmak, insana dışkı yedirmek.. gibi, bir insan hakkı ihlalidir. Ama üstüne başına kan sıçramamış ve birilerinin “ekmek parası” haline dönüşmemiş bir sorundur. Demokrasinin kuralları içinde basitçe çözülmesi olasıdır.
Kürt Sorunu öyle mi?
Bu sorundan beslenen “siyaset ağaları” var.
Silah tacirleri var.
Sayıları yüz binlerle ifade edilen korucu kesim var.
Akademisyen adı altında her gün Kürt ulusuna hakaret eden bir sürü adam var.
Şehit aileleri, şehit bilmem neleri adı altında faaliyet yürüten ve devletten nemalanan sürüyle dernek, kurum, kuruluş var.
Siyasetini Kürt Sorunu üzerine inşa eden partiler var.
Kürt sorunu çözüldüğü gün bu tarafların hepsi ekmeksiz kalacak.
Şimdi soralım;
Ak Parti namus meselesi olarak gördüğü Türban Sorunu’na kendi iktidarı döneminde çare bulabildi mi?
Hayır.
Ê, o halde bu hükümetin Kürt Sorunu’nu çözeceğini ummak saflık değil de nedir?
Genel Kurmay Başkanı Milli Savunma Bakanına bağlı, o da Başbakan’a. Devletin diliyle söyleyecek olursak, Başbakan icranın başıdır. Başbakan, karısını koluna takıp, bırakın kışlaya gidip bir askeri denetlemeyi, herhangi bir ordu evine gidip bir çay içebilir mi?
Hayır.
Ê o halde bu hükümetin Kürt Sorunu’nu çözeceğini iddia edenlere gülüp geçsek ayıp mı etmiş oluruz?
AKP’ye toz kondurmayan arkadaşlar anlasınlar diye özette verelim;
AKP, eğer Kürt Sorunu’nu çözmek istiyorsa öncelikle devletle barışmalı, biletlerini cebine koyup öylece yola koyulmalı. Değilse sittin sene bu meseleyi çözemez.