Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Devlet ve PKK
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Uçurum Atlıları
Hasan Bildirici
Aydın Dere
Et ve tırnak yalanı
Aydın Dere
   
  
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.
   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   RÖPORTAJ


www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 79

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 


İran'da yol ayrımı
Ahmet Alim
Ahmet Alim

Tarih: 27 Ocak 2010 Çarşamba


İran İslam Cumhuriyeti(3)

 

Yol ayırımı

 

Dünyanın en eski merkezi devletlerinden biri olan İran’da olan ve olabilecek değişiklikler geostratejik konumu nedeniyle bölge ve Dünya politikalarını etkilemektedir. Dünya ve bölgede büyük alt-üst oluşların yaşandığı 1970’li yılların ikinci yarısının sonunda İran’da Şah iktidarı yıkılmış ve İran İslam Cumhuriyeti kurulmuştur. Aynı dönemde, Afganistan 24 aralık 1979’da SSCB tarafından işgal edilmiş ve Türkiye’de ABD destekli 12 eylül 1980 darbesi yapılmıştır. Dış müdahaleleri kabul etmeyen İran’daki halklar, Şah’ın yerini alan Molla diktasına 30 yıl dayandıktan sonra, yeter artık diyerek haziran 2009’dan itibaren değişim ve dönüşüm vakti geldiğini eylemleriyle ilan etmişlerdir. İran molla rejiminin günlerinin sayılı olduğu bir döneme girmiştir. Ancak, bu sürecin sonunda ortaya çıkacak rejimin karakterini şimdiden tahmin etmek olanaklı olmamasına rağmen molla rejiminin günlerinin sayılı olduğu bir dönemin başlangıcı kesinleşmiştir. Fakat, İran’da meydana gelecek bir değişim başta Kürdistan ve Orta-Doğu olmak üzere tüm Dünyayı etkileyeceğinden İran’nın yakından izlenmesi gereklidir.

Küresel kapitalist sistemde, kapitalist ülkeler ve bu ülkelerle derin ilişkileri bulunan bağımlı ülkeler 2007’de patlayan büyük ekonomik krizle sarsılmış ve derin bir bunalıma girmiştir. Dünya’nın merkez bölgelerinden birinde, Güneybatı Asya’da, bölgesel bir güç olan İran’da 12 Haziran 2009’da 10.Cumhurbaşkanlığı seçimleri Türkiye ve Dünya’da çok boyutlu sonuçları olacaktır. Bu seçimlerde statükoyu korumaya çalışan rejim bir seçim darbesi ile Ahmedinejat’ın Cumhurbaşkanlığını bir dönem daha uzatmaya karar vermiştir. Buna karşın, rejime tahamüllün sınırlarına gelmiş halklar bu darbeye hayır diyerek itirazlarını yükseltmiş ve değişiklik taleplerini dile getirerek İran’da yeni bir dönemi başlatmışlardır.

İran’nın Portresi

İran’a ilişkin istatiski bilgiler İran’da yaşanan ve yaşanacak olan toplumsal dinamiklerin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak bilgiler aşağıda verilmiştir.

Yüzölçümü   : 1 648 195 KM²
Nüfus    : 72 milyon
Ortalama yaşam süresi : 71 yıl
Ortalama yaş   : 27 yaş
Etnik dağılım   : Farsi % 45.6, Azeri % 17, Kürt % 9.1 - % 13, Arap % 3,
Lur % 2, Beluc % 2, Diğer % 21.3 - % 17.4.
Şehir nüfusu   : % 68.5
Başlıca şehirler  : Tahran (başkent) 12 milyon, Meşhed 2.1 milyon, İsfahan 1.9 milyon, Şiraz 1.7 milyon, Tebriz 1.5 milyon.
Kürt şehirleri    : Sanandaj 850 bin, Kirmanşah 800 bin, Mahabad 200 bin.
Din    : Şii % 85, Sunni % 11.7, Zerdüşt % 1, Bahai % 1,
Diğer % 1.3.

Rejim şiilik dışındaki dinlere kısmi olarak tolerance gösterirken, Bahai inancı yasak olup Bahai’lere yoğun bir şekilde baskı uygulanmaktadır.
 İşsizlik oranı   : % 40.
 Enflasyon oranı  : % 26.
GSMH  (2008)   : 341.28 milyar dolar.
 Kişi başına GSMH (2008) : 4 743 dolar.
 GSMH’ın sektörel dağılımı : Tarım % 10.4, Sanayi % 44.6, Hizmet % 45.
 Çalışanların sektörel dağılımı: Tarım % 24.9, Sanayi % 30.4, Hizmet % 44.7.
 İhracat (2008)   : 106.4 milyar dolar.
 İthalat (2008)   : 67.7 milyar dolar.
 Başlıca ihracat yapılan ülkeler: Çin % 15, Japonya % 14.3, Türkiye % 7.4,
Güney Kore % 7.3, İtalya % 6.4.
 Başlıca ithalat yapılan ülkeler: Çin % 14.2, Almanya % 9.6, Birleşik Arap
Emirlikleri % 9.1, Güney Kore % 6.3, Rusya % 5.7, İtalya % 5.
 
İdari düzeyde, eyalet sistemi uygulayan İran’da 2004’e kadar 28 adet olan eyalet sayısı Horasan’nın 3 eyalete bölünmesiyle 30’a ulaşmıştır. 2005 yılı itibarıyla İran’da 30 eyalet, 324 vilayet ve 982 şehir bulunmaktadır.
 
İran islam Cumhuriyetininde, okuma yazma bilenlerin oranını 1980’de % 50’lerde iken günümüzde % 90’ı geçmiştir. Genç ve dinamik bir nüfusa sahip İran’da, Şah döneminde 150 bin olan üniversite öğrencisi günümüzde 3.5 milyon civarında olup bunların % 60’ı kızlardan oluşmaktadır. Eğitimdeki bu olumlu gelişmeler sağlanırken % 40 dolayındaki işsizlik en çok gençleri etkilemektedir. Ağırlıklı olarak genç bir nüfusa sahip olan İran’da, gelecek umutları rejim tarafından karartılan gençler uyuşturucuya sığınmaktadır. Resmi rakamlara göre, İran’da 2006’da 3.2 milyon uyuşturucu bağımlısının % 60’ı 14-16 yaş arasında olup İran’ın bir yol ayrımına geldiğinin göstergelerinden birisidir.

2009 Cumhurbaşkanılığı Seçimi

Molla rejiminin baskılarından kurtulmak isteyen İran halkları daha 1997’de Hatemi’yi ezici bir çoğunlukla Cumhurbaşkanlığına getirmiş ve 2000 yılında İslam Şura Meclisin’e Hatemi yanlılarını çoğunlukla seçmiştir. Gerek Hatemi’nin rejimle çatışmadan kaçınması gerekse de rejimin reformlara kapalı olması halkların rejime küsmelerine neden olmuştur. Bu koşullarda yapılan 2005 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Devrim Muhafızlarının adayı Ahmedinejat ikinci turda Rafsancani’yi alt ederek İran İslam Cumhuriyetinin Ben-i Sadr’da sonraki din adamı olmayan Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir.

Devrim Muhafızları ve şii islamın en tutucu kesimlerinin temsilcisi olan Ahmedinejat’ın 4 yıllık Cumhurbaşkanlığı süresi Devrim Muhafızlarının iktidarlarını iyice sağlamlaştırdıkları bir dönem olmuştur. Devrim Muhafızlarının iktidardaki yerini Türk ve Pakistan ordularının iktidardaki yerleriyle karşılaştırmak mümkündür. Yani, Devrim Muhafızları İran’da sadece siyasi iktidarı kontrol etmekle yetinmeyip ekonomiyide kontrol altına almışlardır.

Dolayısıyla, haziran 2009 seçimlerinin sonucu önceden belli idi, ama rejime uluslararası düzeyde ve ülke içinde bir meşruyet sağlamak için seçim oyunu oynanmıştır. Yalnız, iktidar bu seçim oyununda halkların göreli özgürlük dönemide ve sonrasında nasıl hareket edeceklerini hesap edememiştir. Tabii olarak seçim öncesinde her şeyin yolunda gitmesi için gereken önlemler alınmıştır.

İran anyasasına göre Cumhurbaşkanı aday adayları önce Anayasayı kollama ve koruma konseyine başvumakta ve bu konseyden onay alanlar seçimlere katılabilmeketedir. Mayıs 2009’da, 42’isi kadın olmak üzere 475 kişi Cumhubaşkanlığına aday olmak üzere  Anayasayı kollama ve koruma konseyine başvurmuş ve 4 adaya seçime katılma izni verilmişti. Onay alan 4 adaydan 2’si reformcu kanattan iken 2’si eski Devrim Muhafızı olarak rejimin en tutucu kanadını temsil etmeketeydi. Adayların nitelikleri oynanan oyunun daha iyi anlaşılmasını göstereceğinden adaylara ilişkin bazı bilgiler aşağıda verilmiştir.

Reformcuların en güçlü adayı Mir Hüseyin Musevi ; 1981-1989 arasında Hamaney’in Cumhurbaşkanlığı sırasında Başbakanlık yapmıştır. Irak’la olan savaşı yöneten Musevi, düşük petrol geliri ve dış dünyanın izolasyonuna rağmen İran’ın 8 yıllık savaşı dış borç olmaksızın tamamlamasını sağlamış ve Devrim muhafızları ile besiç milislerinin oluşumuna katkıda bulunmuştur. Humeyni’nin ilk yol arkadaşları arasında yer alan Musevi’nin muhafazakar bir reformcu olarak tanınması adaylığını kolaylaştırmıştır. 1997’de aday olmayı red ettiği için Hatemi’nin Cumhurbaşkanlığının önünü açan Musevi’ye karşılık Hatemi’de 2009’da aday olmayarak Musevi’ye açıktan destek sağlamıştır. Musevi’nin diğer bir avantajı; eşi Zehra Rahnavard ile seçim kampanyasına katılması ve bu yönüyle de kadınları mobilize etmiş olmasıdır. Eski bir üniversite rektörü olan eşinin kadın hakları savunucusu olması ve ilk defa olarak bir Cumhurbaşkanı ile adayı ‘first lady’ adayının birlikte birlikte kampanya yürütmesi Musevi için artı bir puan olmuştur.

Reformcuların ikinci adayı ise 1989-1992 ile 2000-2004 arasında Meclis başkanlığı yapan Mehdi Kerrubi’dir. 2005 seçimlerinde de aday olan fakat 1. turda takılan Kerrubi doğmatik bir reformcu olarak, Humeyni döneminin uygulamalarına geri dönüşü çözüm olarak savunduğundan reformculuğu bununla sınırlıdır.

Tutucu kanadın zayıf adayı ise eski Devrim Muhafızları kumandanı olan Muhsin Rızai’dir. Bu seçimlerde hiç bir şansı olmamasına rağmen, Devrim Muhafızlarının 2013 yapılması olası seçimlere hazırlık olması için adaylığına izin verilmiştir.

Tutucu kanadın ikinci adayı olan Ahmedinejad 12 haziran 2009’da tartışmalı bir seçimle ikinci bir dönem için Cumhurbaşkanlığı koltuğunu korumuştur. 4 yıl daha Cumhurbaşkanlıkta kalacak olan Ahmedinejat’ın geçmişine baktığımızda : 54 yaşında olan Ahmedinejat 1975’te Tahran’da mühendislik eğitimine başlamış ve Şah’a karşı gelişen devrim dalgası sırasında fanatik islamcı öğrenciler derneği yöneticilerinden birisi olmuştur. Kasım 1979’da, ABD büyükelçiliği işgalinde aktif rol oynayarak mollaların dikkatini çekmeyi başaran Ahmedinejat Üniversitelerde solcu öğrencilerin tasfiyesinde belirleyici aktörlerden birisidir. Bu dönemde kurulan Devrim muhafızlarının iç güvenlik ekibinin acımasız işkencecisi ve  sorgucusu olarakta nam salmıştır. Aynı dönemde Tahran’ın Evin hapishanesinde infaz savcısının yardımcısı olarak işbitirici lakabıyla hergün yüzlerce kişiyi kafasından tek kurşunla infaz etmiştir. Ahmedinejat, Saddam’la olan savaşta da görev aldıktan sonra Viyana’da Kasımlo ve arkadaşlarına suikast yapan ekibi yönetmiştir. Bu görevlerden sonra Hoy ve Maku vilayetlerinde valilikle ödüllendirilen Ahmedinejat, 2003’te Hamaney’in adamı olarak Tahran Belediye başkanlığına atanmıştır. 2005’te ise Rafsancani’ye karşı 2. turda beklenmedik bir şekilde Cumhurbaşkanlığına seçilmiştir. Ahmedinejat, 2005-2009 döneminde ekonomi, dış politika ve toplumsal alandaki politikaları nedeniyle ciddi eleştirilere maruz kalmıştır. Ahmedinejad bu dönemindeki yüksek petrol gelirlerine rağmen iki haneli enflasyon ve işsizlik oranıyla İran’ı yönetirken, nükleer program alanındaki sert politika ve söylemleriyle İran’ın 3 defa BM Güvenlik Konseyi tarafından uyarılmasına neden olmuştur. Bütün bunlara rağmen Ahmedinejad 2009 seçimlerinde Velayet-i Fakih  Ayetullah Hameney, Devrim muhafızları ve 14 fanatik islamcı grup tarafından desteklenmiştir.
12 Haziran 2009’da İran'da onuncu cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmıştır. Seçimler öncesinde yaratılan göreli özgürlük ortamı, halkın seçimlere yoğun ilgisine neden olmuş ve  katılım oranının % 85 dolaylarında gerçekleşmesini sağlamıştır. İki turlu seçim sistemi çerçevesinde, bir aday kullanılan oyların çoğunluğunu alabilirse ikinci tura gidilmesine gerek kalmamaktadır. İşi şansa bırakmak istemeyen Hamaney ve Devrim muhafızları ; oyların üçte ikisinin sayılmasıyla birlikte İran’ın resmi haber ajansı İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı aracılığıyla  Ahmedinejad’ın oyların % 66’sını Musevi’nin oyların % 32’sini aldığını duyurmuşlardır.
Daha sonra açıklan resmi sonuçlara göre : Seçimde Ahmedinejad 24.527.516 oy alarak % 62,63 oy oranı ile seçimin galibi olurken, Musevi 13.216.411 oy olarak oyların % 33,73’ünü, Muhsin Rızai % 1.73’ünü ve Mehdi Kerrubi ise % 0.85’ini almıştır. Musevi’nin seçim öncesi kurduğu Oy Bekçileri Konseyi’nin iddiasına göre Musevi 19 milyon, Ahmedinejad ise Kerrubi’nin gerisinde kalarak sadece 5,7 milyon oy almıştır. Çok büyük farklılık gösteren bu iddialar seçimleden beri yaşanan protestoları ateşleyen bir dinamik olmuştur.

İran : Yol Ayrımı

Ancak uluslararası gözlemciler seçimlerle ilgili şüphelerini dile getirdiklerinde  Musevi "Seçimlerde yaşanan ihalali kınadığını, sessiz sinema gösterisini kabul etmeyeceğini" söylemiştir. Rejim muhalifleri ve Musevi yandaşları seçim hilelerini protesto etmek amacıyla başta Tahran olmak üzere sokaklara çıkmışlardır. Buna karşın Velayet-i Fakih Ayetullah Ali Hamaney ise seçim sonuçlarının Allah'ın takdiri olduğunu ve halkın Ahmedinejad'ın arkasında birleşmesi gerektiği yönünde demeç vermiştir.
Bu koşullarda, Musevi taraftarları ve halk hile yapıldığı gerekçesiyle Tahran sokaklarında gösteriler başlattılar ve Musevi halktan sessiz kalmamalarını ve İran anayasında bulunan gösteri haklarını kullanmalarını talep ederek protestoları desteklemiştir. Rejim karşıtı gösterilerde bazı Besic milislerinin göstericilere saldırması, ateş etmesi sonucu, sayısı belli olmayan yaralanmalar ve tutuklamalar gerçekleşmiştir. Ahmedinejad hükümeti bu olayları haber olarak yurt dışına servis edilmesini engellemek için tüm yabancı basın kuruluşlarının faaliyet belgelerini iptal etti ve bazı kuruluşların yetkililerini tarafsızlık ilkelerini ihlal ettikleri gerekçesiyle sınır dışı etmiştir. Muhalifler yasaklara rağmen internet aracılığıyla amatör video çekimleriyle olayların akışını tüm dünyaya iletmişlerdir. 20 Haziran 2009 da Nida Sultan isminde 27 yaşındaki felsefe mastır öğrencisi bir muhalifin Besic milislerinin ateşi sonucunda kamera karşısında ölümü internette yayımlandıktan sonra Obama dahil dünya liderlerinden sert tepkilerin yükselmesiyle Nida, Musevi'nin yeşil hareketinin simgesi haline gelmiştir.
Seçimlerden bu yana protesto gösterileri sırasında öldürülenlerin sayısı 70’i geçerken, tutuklananların sayısı binleri aşmıştır. Son aşure gösterileri sırasında Musevi’nin yeğeni de öldürülmüş, Hatemi ve Musevi’nin yakın çalışma arkadaşları tutuklanmıştır. Buna karşın, ilk defa Hamaney’e ve diktatöre ölüm sloganları atılmış ve muhalefet radikalleşmiştir.
Şah rejimini yıkan mollaların uyguladıkları politikalar şehirleşme oranı ile eğitim düzeyindeki yükselme ile nüfus artışını sağlayarak, günümüzdeki muhalif hareketi besleyen faktörler olmuştur. 30 yıllık baskılara karşı kendiliğinden gelişen muhalefeti esas olarak; kadınlar, gençler, işciler ve kırdan kente göçen kesimler oluşturmaktadır. Yeterince örgütlü olmayan muhalefet Musevi ve Kerrubi’yi alternatif yokluğundan kendilerine rağmen lider konumuna getirmiştir. Muhalif güçler yoğun baskı ortamında, 30 sene öncesinde olduğu gibi günün gelişmiş iletişim araçları olan cep telefonu ve enterneti yoğun olarak kullanmakta ve bu araçlardan faydalanarak haberleşerk protesto gösterilerini organize etmektedirler. 
İranlı siyaset uzmanı Fathi al-Maraghy : Mir Hüseyin Musevi'nin 12 Haziran'daki cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığını ilan etmesine siyasi çevreler “İran'daki siyasi sistemi içine düşmek üzere olduğu çıkmazdan kurtarabilecek bir çaba” gözüyle bakıyor. İran'ın temel devrimci izinden çıktığı polemiğiyle yola çıkan Musevi, büyük hatalar yapmalarına rağmen önceki hükümetlerin İslami Devrimin prensiplerini tehlikeye atmadığını ancak şu anda var olan sistemin ise kabul edilemez olduğunu savunuyor. Musevi, İran halkının yanlış istatistikler ve ekonomik paketlerle aldatıldığını da iddia ediyor. İran'daki siyasi arenaya yakından bakıldığındaysa Musevi'nin adaylığının aslında İran'daki siyasi tıkanıklığa bir çözüm önerisi olarak belirdiği açıkça görülebiliyor” diyor. İslam Cumhuriyetinin kuruluşunda yer alan ve rejime nefes aldırmaya Musevi ve Kerrubi gibilerinin İran’da gerçek bir devrim yapmak isteyen halkların istemlerine cevap olmaları mümkün değildir.
2009’da devrim sürecine giren İran’da devrime liderlik yapabilecek bir örgütün oluşturulması ve devrim hareketini pasifize etmeye çalışan rejimin reformcu kesimlerini aşması gerekmektedir. Dolayısıyla, Ahmedinejat’ın ikinci dönem Cumhurbaşkanlığı İran ve bölgenin geleceği açısından tayin edici öneme sahiptir. Şah Pehlevi darbesinden bu yana İran’da rejime karşı muhalefetin ve mücadelenin süreklilik arz ettiği bölge ise Kürdistan’dır. İran konusunda yapılan analizler Doğu Kürdistan üzerine olan bir yazıyla tamamlanacaktır.

Devam edecek....

 



  
Ahmet Alim
ahmetalim@hotmail.fr




Bu köşe yazısı 3376 defa okundu. Toplam 2038 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


[ Geri Dön: Ahmet Alim ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2009 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.