Rahmetli babam anlatmişti; “1957’di. Köyden Baku’ye yeni geldiğim yıllardı. Bir gün kitap evine girdim, gözüm bir kitaba takıldı; üzerinde Rus’ça “Kanat Kurdoyev. Kürt dili gramerinin esasları. 1956” yazıyordu. Dakikalar boyunca hayretle kitaba baktım. Gözlerime inanamıyordum! Kürtler hakkına kitap ha! Benim anne dilimle ilgili kitap! Satıcı kız, bana yaklaşıp “Yardım gerekiyor mu, delikanlı?” sorduğunda sarsak-sarsak kendisine bakmış, şimdi tarifini yapamayacağım bir duyguyla kıza sarılıp hüngür-hüngür ağlamıştım. Kızın şaşkın bakışları altında “Bu kitaptan sizde kaç tane var?” diye sormuş, var olan 10-15 kitabın tamamını alıp bihuş bir halde dükkandan ayrılmıştım…. 1957’ye kadar bizim Kızıl Kürdistan dışında da Kürtçe konuşulduğu hakkında bir tasavvurum yoktu…”
Eski arkadaşım, Azerbaycan cumhuriyetinin başkenti Baku kentinde Kürtçe, Azerice ve Rusça basılan “Diplomat” gazetesinin sahibi ve genel yayın yönetmeni Tahirê Sileyman’ın gönderdiği son mektubu okudukta nedense aklıma ilk gelen babamın anlattığı yukarıdaki olay oldu. “Nedense” dedim, ama nedeni biliyorum galiba.
Bizden uzaklarda, bilmediğimiz, tanımadığımız, bütün güçünü, hayatını Kürtlerin aydınlanmasına, kurtuluşuna ve özgürlüğüne adamış insanlar var! Onları PDK-YNK eski çelişkilerinin derinliği, DTP’nin son kongresinde birçok sapına kadar yurtsever insanlarımızı siyasetten tiksindiren gerginlikler, sayın Şükrü Gülmüş’ün sayın Abdullah Öcalan’ı neden çekemediğinin nedenleri, sayın Öcalan’ın “Türkiye’nin Iraklaştırılması” endişelerinin kaynakları fazla ilgilendirmez. Onlar Kürtlüğüne sahip çıkan herkesi severler, ayırım yapmazlar. Kürt liderlerine kardeşlik çağrısı yapan Şivan Perwer’e bayılırlar, “Kürtler birlik olsaydı eğer, bize baş eğerdi Rum ile Ecem” değen Ehmedê Xani’ye taparlar. Bu, diaspora Kürdü olmanın bir özelliğidir.
Onlar sürgün, ulustan kopukluk, bilinmezlik anaforunda tesadüfen bir kitap evinde Rus dilinde “Kürt” kelimesi okuduklarında hüngür-hüngür ağlarlarmış. Halen de büyümemişler. Çocuksu duygusallığın emarelerini taşımaktalar. Geriler aslında; politik düzeyleri gelişmemiş. “Reel” değil, “bilimsel” sosyalizmin Kürtlerin kurtuluşunda temel yol olduğunu, aslında “muhafazakar Kürtlerin Kürdistanı kurtaracağıni”, Kürdistan mücadelesinin sınıfsal kökenini, ülkemizde tarihten beri “kahramanlık ve ihanet çizgisinin” toplumsal yaşamın her alanına damgasını vurduğunu… kestiremezler. Onlar, kendilerinin Beşki, Gerki, Celali, Milan, Zilan, Sipiki, Ferixkanî… kabilelerinden çıktıklarını bilseler de, Süleymaniyeli- Hewlerli çelişkisini, Kuzey’de bir çoğunun Amedli olmaya özendiğini, Mahabadlıların kendilerini üstün bir kesim olarak yansıtmayı sevdiklerini, Deriklilerin Kobanileri “kaypak” gördüklerini bilmezler. Hele Botan, Bokan, Zaxo, Kamuşlu…, PSK, PKDW…, Şerafettin Elçi, Tuncer Bakırhan, Leyla Zana, Siraç Bilgin, Kerim Sincari’ye… indirgedik mi meseleyi, fal taşı gibi açılmış şaşkın gözlerden “gerilik” püskürdüğünü göreceksiniz.
Geri olsunlar! Şivan Perwer’e bayılıyor, Ehmedê Xani’ye tapıyorlar ya, bu da yeter!
Bizden uzaklarda, bilmediğimiz, tanımadığımız, bütün güçünü, hayatını Kürtlerin aydınlanmasına, kurtuluşuna, özgürlüğüne adamış insanlar var, demiştim.
İşte Tahirê Süleyman onlardan birisi. 2003 yılında Azerbaycan’da “Diplomat” isminde Kürtçe-Azerice bir gazete yayınlamaya başlamış. Kendisi filolog. Babası Kürt, annesi Azeri. 1992’de oluşturulan “Ronahi” Kürt Kültür Merkezinin, aynı yılda ilk sayısı basılan “Dengê Kurd” gazetesinin çalışmalarında bizlerle omuz omuza yer almıştı. Yanılmıyorsam, 1996’da “irsi geriliğinden” dolayı kendisi Moskova’ya çağırılıp devrimci kardeşlerim tarafından yaklaşik bir ay göz altında tutulmuş, kendisine işkence yapılmıştı. Sana yapılan haksız muameleyi önleyemediğim için Senden bin defa özür diliyorum, Tahirê Süleyman! Sen sinmedin, doğru bildiğin yoldan taviz vermedin. Bu, senin kardeşlerine verdiğin en dogru cevabın oldu.
Tahirê Süleyman’ın kuruş-kuruş topladığı parayla ayda bir kes zar-zor bastığı gazete, tüm Azerbaycan milliyetçilerinin hedefi. Kendisi de hedef. Milliyetçi kesimlerin bir numaralı düşmanı. Bunu Azerbaycan’ın milliyetçi basınına göz atınca kolaylıkla görebilirsiniz. Bana gönderdiği son mektubunda “Hrant Dink’in kaderi bekliyor beni, galiba” diye yazmıştı. “Kendini koru, devletten koruma iste” diye yanıt verdim kendisine. Onun duygularını bir zamanlar ben de yaşamıştım. 1993 yılında “Dengê Kurd” gazetesinin editörüyken milliyetçi çevrelerin bir numaralı düşmanı bendenizdi.
“Diplomat” masum bir gazete. Her sayısının yarıdan fazlası Azeri-Kürt dostluğu konularındadır. Bunun yanında Kürt kültürü ve ünlüleri ile ilgili yazılar yayınlanır. Gazetede “Kürdistan”, “Kürt Federe Devleti”, “Öcalan” kelimeleri yer aldı mı, kıyamet kopuyor. Son sayısında “Barzani Özgür Kürdistan silahlı güçlerinin baş komutanı oldu” başlığı ile bir haber ve coğrafi Kürdistan haritası yayınladıktan sonra yine kıyamet kopmuş. Azerbaycan iktidarını “Kürt hamiliği” ile suçlayan muhalif çevreler, yeniden “Diplomat”ı Azerbaycan’a karşı savaş açmakla, Tahirê Süleyman’ı “Türk düşmanlığı” ile suçlamışlar. Tahir’in telefonla aldığı tehditlerin ise ardı arası kesilmemekte.
Bugünkü Azerbaycan cumhuriyeti iktidarının anti-Kürt siyasetinin olmadığına, Azeri ve Kürt halklarının birbirlerine kardeşçe duygular beslediğine inanan bir kişi olarak devletin yetkili çevrelerini, demokratikleşmeye özen gösteren Azerbaycan hükümetini kardeşlik diyarı Azerbaycan’da Kürdün sesini bastırmaya yeltenenlere taviz vermemeye, halkların kardeşliğine iman getirmiş Tahirê Süleyman’ı korumaya çağırıyorum.
Tehditlere aldırış etmeden alnı açık, başı dik yürümeyi sürdüren, dostluğun ve kardeşliğin sesi olmaya çalışan, Kürtlerin bulundukları her yerde haklı davalarını savunma ihtiyacını kendi pratiği ile ispatlayan ve onurlu bir aydın duruşu sergileyen Tahirê Süleyman’ın bu gün Kürt yurtseverlerinin ve aydınlarının manevi desteğine ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Ulusu savunmak, ulusun onurlu kişililerini savunmaktan geçer.
“Diplomat”ı destekleyelim; Azerbaycan cumhuriyetindeki yarım milyon kayıp Kürdün tek Diplomatını!..
“Diplomat” gazetesinin e-mile adresi: diplomat_gazeti@box.az